KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4883 E., 2011/3746 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2011
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasnda 148 ada 23 parsel sayılı, 218681.36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... ile ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyeliğine dayanarak bir kısım taşınmaz bölümlerine karşı ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacıların davalarının kısmen kabulü ile 148 ada 23 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada (D) harfi ile gösterilen 57871.40 m2 yüzölçümündeki bölümünün aynı ada son parsel numarası verilerek davacı ... miras bırakanı ... oğlu ... mirasçıları adlarına miras payları oranında tapuya tesciline.
(B) harfi ile gösterilen 27665.94 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ... miras bırakanı ... oğlu ... ... mirasçıları adlarına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 148 ada 23 parsel sayılı taşınmazın temyize konu bölümleri üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacılar ... ve paydaşları ile ... ve paydaşları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi kadastro hakiminin dava konusu taşınmaz hakkında doğru sicil oluşturma yükümlülüğü gözardı edilerek taşınmazın geriye kalan bölümü hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm de oluşturulmamıştır.
Dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. Tespit bilirkişilerinden sadece ... ... dinlenmiş, diğer tutanak bilirkişileri dinlenmemiş, mahkeme gözlemi ve ziraat bilirkişisi raporunda dava ve temyize konu taşınmaz bölümleri ile mera parseli arasında ayırıcı unsur olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişilerinin hepsi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, ayrıntılı mahkeme gözlemi yapılacak keşif tutanağına yansıtılmalı, ziraat bilirkişiden dava ve temyize konu taşınmaz bölümleri ile mera arasındaki ayırıcı unsurları gösterir resimli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun ve taşınmazın ifrazı halinde her bir taşınmaz bölümü hakkında hüküm oluşturulması zorunluluğu gözönünde bulundurularak bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4883, K. 2011/3746, 2 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama