KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5043 E., 2010/6830 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2010
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, 147 ada 2 ve 149 ada 12 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespitine ilişkin olup mahkemece davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez.
Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
Öte yandan; muhtesat aidiyetinin tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhtesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin davada taraf olmaları zorunludur.
Ne var ki, mahkemece ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasının aslı veya onaylı örneği getirtilmediğinden, davanın sonuçlanıp sonuçlanmadığı, sonuçlanmamış ise dava dışı tüm paydaşların ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında davaya konu muhtesatın davacı tarafa ait olduğunu kabul edip etmedikleri anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca davada hukuki yararın var olup olmadığı, var ise taraf koşulunun oluşup oluşmadığı belli değildir.
Diğer taraftan; ölü kişiler hakkında dava açılamayacağı kuşkusuz ise de, zorunlu dava arkadaşlarından biri hakkında dava açıldığı takdirde diğer zorunlu dava arkadaşlarının, ölmüşlerse mirasçılarının davaya dahil edilmesi ve yargılamanın sürdürülmesi gerekir.
Somut olayda davanın ... ve ...’e husumet yöneltilerek açıldığı, davalılardan ...., davadan önce öldüğü, ancak diğer davalı paydaş ...’nın dava konusu muhdesatın davacıya aidiyetine ilişkin kabul beyanı ya da muvafakati olmadığı gibi taşınmazın beyanlar hanesinde de muhdesat yönünden bir kayıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu olgu ve dava konusu 147 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 8/80 payının davalı ... mirasçıları adına intikal gördüğü gözetildiğinde davalı ... ile .... mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunun kabulü gerekir.
Yine; davaya konu taşınmazlardan 149 ada 12 parsel sayılı taşınmazda davalı ...’ın paydaş olmadığı, davalılardan ...’in paydaş olduğu dikkate alındığında, anılan taşınmaza yönelik davada davalı ... hakkında husumet yokluğundan davanın reddine, davalı ... hakkındaki dava yönünden de toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; mahkemece öncelikle taşınmazlar hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin dava dosyasının aslı ya da onaylı örneği dosya içerisine getirtilmeli, anılan davanın sonuçlanmış olması halinde davada hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmeli, davada hukuki yarar bulunduğunun belirlenmesi halinde az yukarıda açıklandığı üzere davada yöntemine uygun şekilde taraf koşulu sağlanmalı, daha sonra taraflarca gösterilen tüm deliller toplanarak sonucuna uygun bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5043, K. 2010/6830, 30 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama