KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5256 E., 2011/4211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2011
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Alacak davalarında davalı olma sıfatı borçluya, haksız fiillerde ise zarar sorumlularına aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur.
Ayrıca, HUMK 275. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Somut olaya gelince, davacı taraf davalı tarafın abone olmaksızın kaçak su kullandığının tespit edildiğini öne sürmüş, davalı ise kaçak su tutanaklarının düzenlendiği adreste tutanak tarihleri itibariyle ticari faaliyette bulunmadığını, dava konusu yerle ilgisinin olmadığını savunarak husumet itirazında bulunmuştur.
Yargılama sırasında dava konusu tutanakların tutulduğu yerde kimin ve hangi tarihten itibaren faaliyette bulunduğu araştırılmamış, mahkemece zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilgisine başvurulan emekli şef olan kişi tarafından düzenlenen raporda, her bir tutanak için ayrı ayrı kaçak su bedeli hesabı yapılmadan, davacı kurum tarafından yapılan tahakkukun doğru olduğu kabul edilerek sadece işlemiş faiz hesabının yapılmasıyla yetinilmiştir.
Mahkemece alınan bu rapor benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de raporu düzenleyen kişinin davanın konusunu oluşturan kaçak su bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı, bu nedenle bilirkişi olarak dinlenemeyeceği kuşkusuz olduğu gibi; tutanak tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre, her bir tutanak için ayrı ayrı kaçak su bedeli hesabı yapılmamıştır.
Uzman bilirkişi tarafından düzenlenmeyen ve denetime elverişli olmayan yetersiz rapora dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece tutanak düzenlenen adreste davalı tarafın faaliyette bulunup bulunmadığı, faaliyette bulunuyor ise faaliyetin hangi tarihten itibaren başladığı ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü, Vergi Dairesi Müdürlüğü, İşhanı Yönetimi ve diğer kurumlardan sorularak saptanıp, kaçak su kullanma fiilinin kim tarafından işlendiğinin duraksamasız belirlenmesi, bu şekilde öncelikle husumet sorunu çözümlendikten sonra davanın esasına yönelik hüküm oluşturulması,
kaçak su kullanma fiilinin davalı tarafından işlendiğinin tespiti halinde ise, dosya kaçak su bedeli hesabı konusunda uzman olan mühendis bir bilirkişiye verilerek, davacı kurumun davalıdan isteyebileceği kaçak su bedelinin her bir tutanak için ayrı ayrı hesaplattırılması, davalı tarafın sorumlu tutulabileceği kaçak su bedeli ile takip tarihi itibarıyla istenebilecek işlemiş faiz miktarının duraksamasız belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5256, K. 2011/4211, 21 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama