KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5320 E., 2011/3393 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2011
Karar Metni
317 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 126 ada 54 parsel sayılı 13.280,09 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 126 ada 54 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava konusu 126 ada 54 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Dava konusu taşınmaz ile komşu 126 ada 1 ve 53 parsel sayılı mera taşınmazları arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur olmadığı gibi, dava konusu taşınmazın üç tarafıda mera ile çevrilidir. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın sınırındaki meradan kazanıldığının kabulü zorunludur.
Öğretide, uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava konusu taşınmazın mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5320, K. 2011/3393, 23 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama