KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5717 E., 2011/3925 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2011
Karar Metni
389 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 105 ada 50 parsel sayılı 7433.71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek davalı Hazine adına, aynı ada 105 parsel sayılı taşınmaz davacı ... adına, aynı ada 174 parsel sayılı 1252143.59 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 105 ada 50 parsel sayılı taşınmazın tamamına, aynı ada 174 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne yönelik, davacı ... aynı gerekçe ile 105 ada 105 parsel sayılı taşınmaza yönelik ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirerek yapılan yargılama sonunda davaların reddine, dava konusu 105 ada 50 ve 105 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, aynı ada 174 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, dava konusu 105 ada 50 ve 105 parsel sayılı taşınmazların tespitine herhangi bir kayıt ve begenin esas alınmadığı gibi yargılama sırasında taraflar da herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmadıklarından uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesinin zorunlu olmasına, dava ve temyize konu taşınmaz bölümleri ile sınırındaki mera arasında ayırıcı unsur bulunmamasına göre davacı ...'in sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki kadastro hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. 105 ada 105 parsel sayılı taşınmaza yönelik davacı ...'in bir davasının olmadığı, davacı ...'un da kendi adına tespit gören taşınmaza dava açmakta hukuki yararının bulunmayacağı gözönüne alındığında, taşınmazın dava konusu olduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca.
Mahkemece taşınmaza ait tutanak aslının olağan usullerle kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, dava konusu olmayan taşınmaz hakkında taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulması isabetsiz,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5717, K. 2011/3925, 9 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama