KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5750 E., 2010/7220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
Karar Metni
297 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... ve ... (...) ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 140 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davasının 02.12.2008 tarihinde sonuçlandığı, taşınmazdaki ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verildiği ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 19.08.2009 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafın taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti istemi ile 25.12.2008 tarihinde görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Tespit davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilip kesinleşecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmektedir.
Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur ve davanın her aşamasında mevcut olması gerekir.
Somut olaya gelince; görülmekte olan dava taşınmaza yönelik ortaklığın giderilmesi davası karara çıktıktan sonra açıldığı gibi anılan dava sonunda verilen hüküm de görülen davanın yargılaması sırasında kesinleşmiştir. Şu halde hukuki yararın yargılama sırasında ortadan kalktığının kabulü gerekir. Bu durumda davacı tarafın taşınmazdaki muhdesat nedeniyle eda nitelikli sebepsiz zenginleşme davası açabileceği kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5750, K. 2010/7220, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama