KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5756 E., 2011/6216 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2011
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 1165, 1166, 1169, 1170, 1171, 1172 ve 1173 parsel sayılı sırasıyla 244, 644, 1696, 528, 684, 1000 ve 468 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak ... ... mirasçıları adına tespit edilmiştir. Davacı ... bir kısım mirasçıların miras haklarını satın aldıklarını ileri sürerek, katılan ... ... ve arkadaşları 1172, ... oğlu ... ve ... 1169 parsel sayılı taşınmazda satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; katılan ...
1165 parsel sayılı taşınmazın kendi adına tescili istemi ile; katılan ... 1172 parsel sayılı taşınmazın miras bırakanı ... ... adına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tespitinin iptali ile 1165 ve 1169 parsel sayılı taşınmazların ..., 1166 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ..., 1170 ve 1171 parsel sayılı taşınmazların ... ..., 1173 parsel sayılı taşınmazın ..., 1172 parsel sayılı taşınmazın ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı tarafın tutunduğu T. evvel 1337 tarih 121 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uyduğu dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
1166 parsel sayılı taşınmazın adına tescile karar verilen ...'in usulüne uygun açılmış bir davası ve müdahale talebi olmadığı halde adına tescil hükmü oluşturulması doğru değildir.
1165 parsel sayılı taşınmaz davacısı 1951 doğumlu ... ile 1169 parsel sayılı taşınmaz davacısı ... ve ...'ın miras bırakanı ... farklı kişiler olmasına rağmen infazda tereddüt oluşturacak şekilde kimliği açıklanmadan sadece ... adına tescile karar verilmesi isabetsizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, tapu kaydının sınırlarının sabit sınırlı olmadığı durumda kayıt miktarına itibar edilmesi gerektiği düşünülmeli, dava konusu taşınmazların kaydın kapsamı içinde kaldığı takdirde, davacılar tarafından taşınmazların tapu dışı satın alma tarihleri ile kadastro tespit tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinde öngörülen 10 yıllık sürenin geçip geçmediği araştırılmalı,
taşınmazların kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılarak, zilyetliğin başlangıcı, süresi ve sürdürülüş şekli ayrıntılı şekilde belirlenmeli, tespit gününde taşınmazlar üzerinde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5756, K. 2011/6216, 20 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama