KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5917 E., 2011/3465 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2011
Karar Metni
803 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14.510 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Kadastro sırasında dava konusu 221 ada 18 parsel sayılı 3186,77 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın belirli bölümüne, davacılar ... ve ... ise ayrı tapu kayıtlarına dayanarak taşınmazın 502 m2'lik bölümlerine yönelik olarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacı ...'in davasının reddine, davacılar ... ve ...'nun davalarının kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirikişi Nejat Özbey tarafından düzenlenen rapor ve haritasında (D) harfi ile işaretli 525 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı ..., (E) harfi ile işaretli 525,54 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı ... ve (F) harfi ile işaretli 134,55 m2 yüzölçümündeki bölümün ise davalı Hazine adına aynı ada da son parsel numaraları ile tapuya tesciline, geriye kalan ve (A),
(B) ve (C) harfleri ile işaretli toplam 2001,51 m2 yüzölçümündeki bölümün ise tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan ... ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine'nin temyizi dava ve temyize konu 221 ada 18 parsel sayılı taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilen ve uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (D) ve (E) harfi ile işaretli taşınmaz bölümleri ile ilgili hükme yöneliktir. Davacılar ... ve ...'nun dayandığı tapu kayıtlarının oluşma nedeni dikkate alındığında dayanağı haritalarının bulunduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Ne var ki, mahkemece dayanılan tapu kayıtlarının haritaları yöntemine uygun şekilde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü gereğince yerine uygulanmamıştır. Kural olarak kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacılar ... ve ...'nun dayandıkları tapu kayıtlarının dayanağı haritalarla birlikte yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle davacılar ... ve ...'nun dayandıkları tapu kayıtlarının dayanağı haritalar yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile tutunulan tapu kayıtlarının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenmeli, çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı,
arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Davacı ...'in temyiz itirazlarına gelince; Davacı ...'in temyizi dava ve temyize konu 221 ada 18 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritasında (A) harfi ile işaretli bölüm ile ilgili hükme yöneliktir. Dava konusu taşınmazın temyize konu bölümü üzerinde davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece dosya içinde mevcut ziraatçi bilirkişi raporu taşınmazın niteliği konusunda yeterli açıklamayı içermediği halde taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve öncesinin tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı hususunda üç kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması gerektiği düşünülmemiş, taşınmazdaki su birikintisinin mevsimsel veya dönemsel yağışa bağlı olarak oluşup oluşmadığı tartışılmamıştır.
Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle taraf tanıkları, jeolog ve üç kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif yapılarak keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarında taşınmazların temyize konu edilen bölümlerinin öncesinin ne olduğu taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne suretle intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı ve öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı,
taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, jelog ve üç kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulunda taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu, özellikle mevcut su birikintisinin mevsimsel ve dönemsel iklim koşullarına göre değerlendirilmek suretiyle taşınmazın kültür arazisi veya arsa niteliği ile ekonomik amacına uygun olarak kullanımına etkisi tartışılmalı,
bu konularda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5917, K. 2011/3465, 25 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama