KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5966 E., 2011/4107 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2011
Karar Metni
274 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 108 ada 26 parsel sayılı tarla niteliğinde 19475.78 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tespit istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların davacı ...'e ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine'nin temyizi muhdesatlarla ilgili hükme yöneliktir.
Davaya konu ağaçların kadastro tespiti öncesinde de taşınmaz üzerinde bulunduğu ve davacı tarafından dikilip yetiştirildiği, mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenle muhdesat niteliğindeki ağaçların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19.maddesi hükmüne göre davacıya ait olduğunun tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; mahkemece çoğun içinde azıda vardır kuralı gözetilerek üzerindeki muhdesatlarla birlikte taşınmazın tümü için açılan davada arza yönelik istemin yerinde görülmeyerek reddine, davacı tarafından meydana getirildiği belirlenen muhdesatların davacıya ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verildiğine ve bu şekilde davacının davası kısmen yerinde görüldüğüne göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve buna göre hüküm oluşturulması gerekirken muhdesat yönünden kabul kararı verildiği halde davanın reddine şeklinde hüküm oluşturulması isabetsiz ise de,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5966, K. 2011/4107, 16 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama