KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6031 E., 2011/792 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava; mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan yasal duruma göre belirlenir.
743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 443/1. maddesine göre; ”Nesebi sahih olmayan hısımlar, ana tarafından nesebi sahih hısımlar gibi mirasçılık hakkını haizdir. Bunların, baba cihetinden mirasçı olabilmeleri; babalarının kendilerini tanımış veya babalıklarına hüküm sudur etmiş bulunmasına mütevakkıftır.” yine aynı Yasanın 292. maddesinde ise, ”Birbiriyle evlenmeleri memnu olanlardan veya evli erkek ve kadınların zinasından doğan çocuk tanınamaz.” hükmü yer almaktadır.
Somut olaya gelince; miras bırakan ... 24.05.1999 yılında vefat etmiş ve nüfus kayıtlarına göre geride resmi nikahlı eşi ... ve davalı çocukları kalmıştır. Miras bırakanın mirasçılarını gösterir Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1999/857-970 E.K. ilamıyla mirasçılık belgesi alınmıştır. Davacı, annesiyle murisin ABD’de evlendiğini, kendisinin bu evlilikten dünyaya geldiğini, miras bırakanın çocuğu olduğunu ileri sürerek önceki günlü mirasçılık belgesinin iptalini istemiştir.
Dosyanın incelenmesinde miras bırakanın Türkiye’de resmi nikahlı evli iken ABD.’ne gittiği ve orada davacının annesiyle evlendiği, davacının 2005 yılında Türk vatandaşlığına alınarak miras bırakanın nüfus hanesi dışında müstakil olarak nüfusa kaydedildiği, miras bırakan tarafından 11.09.1975 yılında ... 11. noterliğinde davacının lehine muayyen mal vasiyetinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Yerel Mahkemece, muayyen mal vasiyetnamesinin tanıma niteliğinde olduğu benimsenerek önceki günlü mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesine karar verilmiştir.
Mirasın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu’nun 292. maddesinde ise, ”Birbiriyle evlenmeleri memnu olanlardan veya evli erkek ve kadınların zinasından doğan çocuk tanınamaz.” hükmü yer almaktadır. Davacının dünyaya geldiği 1975 tarihinde miras bırakanın Türkiye’de resmi nikahlı evli olduğu anlaşıldığından davacının tanıması mümkün olmayıp mirasçılığa ilişkin mirasçıda olamaz. Bu nedenle davanın reddi gerekir iken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacının yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine gelince; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598. maddesinin birinci fıkrası da, başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, aynı maddenin ikinci fıkrası hükmünde de, mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından bir ay içinde itiraz edilmediği taktirde lehine tasarrufta bulunulan kimseye de atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilmesinin gerektiği açıklanmıştır.
Toplanan delillerden miras bırakan ... 11.09.1975 tarihinde ... 11. Noterliğinde re’sen düzenlenen vasiyetname ile davacıyı vasiyet alacaklısı olarak atadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu olgular ve mirasçılık belgesi verilmesi isteminde bulunulabilmesi için davacı tarafın mutlaka miras bırakanla arasında irs ilişkisi bulunmasının gerekmediği, vasiyet alacaklılarının da vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilmesini isteyebileceği gözetildiğinde davacının miras bırakan ile ilgili isteminin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6031, K. 2011/792, 17 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama