KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6442 E., 2011/6242 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2011
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 287 ada 16, 45, 291 ada 11 parsel sayılı sırasıyla 8474.68 m2, 6527.81 m2 ve 15564.01 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kayıtlarına dayanılarak davalı Hazine adına 288 ada 10 parsel sayılı 73728,29 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır.
Davacı Fethi Başoda tarafından davalı Hazine aleyhine 288 ada 10 parsel sayılı taşınmaza karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacıların davalarının reddine, 297 ada 16, 45 ve 291 ada 11 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi 288 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'nın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı ...'nın 287 ada 16 parsel sayılı (Toprak Tevzi 342 Parsel) taşınmaza karşı Hazine aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı Tapu İptali ve Tescil davası 1992/268-1992/353 E.K (Bozma sonrası Asliye Hukuk 1994/677-1995/202 E.K) sayılı ilamı ile kabul edilerek taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 24.1.1994 gün 1992/15191-1994/621 E.K sayılı ilamı ile dava ve temyiz konusu taşınmaz yönünden mahkemece verilen hükmü onamış, diğer parseller yönünden ise bozmuştur.
Dava ve temyiz konusu taşınmazın az yukarıda belirtilen kesin hüküm kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Kural olarak kesin hüküm kamu düzenine ilişkin, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır.
Öte yandan aynı taşınmaz ya da taşınmazlarla ilgili olarak kesin hükmün varlığı halinde sonraki günlü uyuşmazlıkların önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur. Gerçekten bu hukuksal olgu sağlıklı sonuca varmanın temel koşullarındandır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6442, K. 2011/6242, 20 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama