KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6875 E., 2011/7397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi katılan davacılar ..., ... ... ve davalı ... ile davanın tarafı olmayan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 605 parsel sayılı 467600 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kesinleşmiş mahkeme kararına dayanılarak ham toprak niteliği ile davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ...
Köyü Tüzel Kişiliği taşınmazın kadastroca Hazine adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemi ile dava açmıştır. ... taşınmazın belli bölümleri için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, ... ... ile ... tapu ve vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Yargılama sırasında davacı ...
Köyü Tüzel Kişiliği davasını takip etmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece katılan davacı ...'ın davasının hak düşürücü süre nedeniyle, ... ...'un davasının ise esastan reddine, ...'in davasının kısmen kabulü ile fen memurları ... ve ... ... tarafından düzenlenen 27.06.2006 tarihli rapor ekindeki haritada (c), (d) ve (f) harfleri ile gösterilen toplam 68950 m2'lik bölümün tapu kaydının iptali ile katılan davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, katılan davacılar ..., ... ..., davalı ... ve davada taraf olmayan ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hükmü temyiz eden ... dava konusu taşınmaz hakkında dava açmadığı gibi açılan davaya da yöntemine uygun şekilde katılmamıştır. Temyiz hakkı dava hakkının uzantısı olup hükmü ancak davada taraf olanlar ile asli müdahil, yanında katıldığı kişi ile birlikte olmak üzere feri
müdahil ve aleyhine hüküm kurulmuş ise üçüncü kişiler temyiz edebilir. Davanın tarafı olmadığı gibi müdahil sıfatı almayan, aleyhine hüküm de kurulmayan ...'un hükmü temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz inceleme isteği yerinde değildir.
2-Dava konusu 605 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 01.05.1981 günü ile ...'ın tapu iptali ve tescil davasına katıldığı 03.07.2006 günü arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Bu nedenle adı geçen müdahilin davası yönünden yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından katılan davacı ...'ın temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3-Her ne kadar katılan davacı ... ...'un davasının reddine karar verilmiş ise de, dava konusu 605 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 01.05.1981 günü ile davacının tapu iptali ve tescil davasına katıldığı 18.07.2005 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hakdüşürücü süre geçtiğinden mahkemece davanın hakdüşürücü süre yönünden reddi yerine, esastan reddi isabetsiz ise de hükmün gerekçesi yanılgılı, sonucu doğru olduğundan katılan davacı ... ...'un temyiz itirazları yerinde değildir.
4-Davalı ...'nin temyiz itirazlarına gelince; dava konusu 605 parsel sayılı taşınmazın haritasında (c), (d) ve (f) harfleri ile gösterilen toplam 68950 m² yüçölçümündeki bölümü üzerinde katılan davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir.
Dava konusu taşınmaz bölümünün mera niteliğinde olduğu, bu nedenle zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gibi katılan davacı ...'in de taşınmaz üzerinde ekonomik amacına uygun ve iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukuken bir değer taşımaz. Hal böyle olunca mahkemece katılan davacı ...'in davasının bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davalı ...'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6875, K. 2011/7397, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama