KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6953 E., 2011/2169 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 29.03.2011 günü belirlenen saatte temyiz eden ... vekili Av.... ve aleyhine temyiz istenilen .... Tüneli İnş. ve Taah. A.Ş. vekili Av.... ile ... vekili Av.... geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Asıl ve birleşen dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, tarafların sıfatına, yasal düzenlemelere ve dosya içerisinde toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Borçlar Kanunu’nun 41.maddesinin birinci fıkrası hükmünde, zarar görenin haksız fiil nedeniyle uğradığı zararını haksız fiil sorumlularından isteyebileceği açıklanmıştır.
Somut olaya gelince; davacı taraf, yüklenici olan davalı şirket tarafından yapılan yol ve tünel yapım çalışmaları nedeniyle taşınmazının çukurda kaldığını öne sürerek tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, yol ve tünel yapım çalışmalarının dayanağı sözleşmenin davalı iş sahibi ... ile diğer davalı şirket arasında yapıldığı, kamu yetkilerini kullanırken kusurlu eylemden kaynaklanan tazminat davasında yüklenici davalı şirketin olayın tarafı olmadığı gerekçesiyle davalı yüklenici şirket hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Davaya konu çalışmanın, davalı yüklenici şirket tarafından yapıldığı dikkate alındığında, anılan şirkete haksız fiil faili sıfatıyla dava yöneltilebileceği kuşkusuzdur. Yasal düzenlemelere aykırı hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan olgular dikkate alınarak, davalı şirket yönünden davanın esasına girilerek, esas yönünden karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2-Kural olarak hüküm, ancak davanın tarafı olan gerçek veya tüzel kişiler hakkında verilebilir. HUMK.'un 53. maddesi hükmüne göre tarafların birisinin yanında davaya katılan feri müdahil davanın tarafı olmadığından, hüküm verirken adı karar başlığında davacı veya davalı olarak gösterilemeyeceği gibi, hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm de kurulamaz.
Somut olaya gelince, ... HUMK.'un 53. maddesi hükmüne göre feri müdahil sıfatıyla davalı şirket yanında davaya katılmış ise de, mahkemece yukarıda açıklanan olgu dikkate alınmaksızın davanın tarafı olmadığı halde adı karar başlığında davalı olarak gösterilmiş, yine aleyhine açılmış bir dava bulunmadığı halde açılan davanın görev yönünden reddine karar verildikten sonra lehine avukatlık ücretine hükmedilmiştir. Davanın tarafı olmayan kişiler hakkında karar verilemez.
O halde, mahkemece, ...’nün adının karar başlığında davalı olarak gösterilmemesi ve hakkında bir hüküm kurulmaması gerekirken, davada taraf olmayan ... hakkında hüküm kurulması dâhi doğru görülmemiştir.
3-Davacı taraf, davalılar lehine fahiş miktarda vekalet ücretine hükmedildiğini öne sürmüş ise de, mahkeme kararı Dairemizce davacı taraf yararına bozulmuş olduğundan, bozma neden ve şekline göre, davacı tarafın bu yöne ilişen temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6953, K. 2011/2169, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama