KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7277 E., 2011/5508 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2011
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 742 ve 743 parsel sayılı sırasıyla 12600 m2 ve 7400 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak .... oğlu ...'nun ölü olduğu da belirtilmek suretiyle mirasçıları adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini, tespitte uygulanan tapu kaydının da taşınmaza uymadığını öne sürerek ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 743 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili temyiz itirazlarına ilişkin olarak;
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre; dava konusu 743 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafın tutunduğu ve tespitte de esas alınan Mayıs 301 tarih 277 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre, mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'nin temyiz itirazlarının reddi ile 743 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı ...'nin 742 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, davalı tarafın tutunduğu ve tespite esas alınan tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davalı tarafın tutunduğu tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri dikkate alındığında, tapu kaydının değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğu, bu nedenle kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümüyle belirlenmesinin zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Gerçekten, tespite esas alınan Mayıs 301 tarih 277 sayılı tapu kaydında "Tamiş" olarak okunan sınır yeri zeminde belirlenememiş olup, eylemli olarak da dava konusu taşınmazın sınırında 884 ve 887 parsel sayılı mera taşınmazlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca tapu kayıt miktar fazlasının meradan kazanıldığının kabulü gerekir. Kural olarak, meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 742 parsel sayılı taşınmazın sabit olan doğu sınırındaki yol esas alınarak davalı tarafın tutunduğu tapu kayıt miktarı olan 13785 m2 yüzölçümündeki bölümün, kayıt kapsamındaki 7400 m2 düştükten sonra (743 parseldeki miktar) tapu kayıt miktarından kalan 6385 m2 yüzölçümündeki bölümü taşınmaz üzerinde belirlenerek tapu maliki adına tapuya tesciline, geriye kalan bölüme yönelik davacı ...'nin davasının kabulü ile mera olarak sınırılandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7277, K. 2011/5508, 29 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama