KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7326 E., 2010/7239 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2010
Karar Metni
657 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 237 parsel sayılı 8871,47 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, dava dışı aynı ada 185, 186 ve 187 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan vergi kaydının yüzölçümü fazlası olarak, 109 ada 103 parsel sayılı 4518,30 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise dava dışı aynı ada 19, 20, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan vergi kaydının yüzölçümü fazlası olarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında ..., aynı nedenlere dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların payları oranında davacı ..., katılan ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 101 ada 237 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davacı ... ve paydaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
2-Davalı hazinenin 109 ada 103 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava ve temyize konu 109 ada 103 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu 103 parsel sayılı taşınmaz, dava dışı 19, 20, 21 ve 22 sayılı parsellere uygulanan tepe sınırlı vergi kaydının miktar fazlası olarak hazine adına tespit edilmiştir. Kaydın tepe okunan yönünde dava konusu 103 parsele bitişik 77 sayılı parsel, mera olarak sınırlandırılmıştır. Buna göre, kayıt miktar fazlası olan dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinilebilmesi bakımından meradan açılmış olup olmadığının belirlenmesi zorunludur.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
Dava konusu taşınmazın sınırında bulunan ve 4342 sayılı Yasa hükümlerine göre sınırlandırıldığı belirlenen 109 ada 77 parsel sayılı taşınmazın, öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi, salt köyün hayvanlarının otlatılması amacı ile kullanılan geleneksel mera niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde, eylemli mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının da belirlenmesi gerekir.
O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar, uzman, tapu fen memuru, uzman ziraatçi bilirkişiler ve tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz ile komşusu 109 ada 77 parsel sayılı taşınmazların öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak taşınmazın mera olup olmadığı yolunda tutanak bilirkişilerinden de ayrıntılı, gerekçeli, olaylara dayalı bilgiler alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı,
meyil durumu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, sınırdaki mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7326, K. 2010/7239, 15 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama