KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7396 E., 2011/5819 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2011
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 134 ada 18 parsel sayılı 13.285,15 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı ..., 134 ada 19 parsel sayılı 5.803,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise davalı ... ve ... adına paylı olarak tapu kaydına, miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya, harici satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kayıtlarına dayanarak ve dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 134 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların davalı tarafın tutunduğu Haziran 1331 tarih ve 2 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı, kamu malı niteliğinde mera olmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı Hazine'nin tutunduğu 13.9.1984 tarih 5 ve 6 sayılı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, davalı tarafın tutunduğu Haziran 1331 tarih ve 2 sayılı tapu kaydının ise dava konusu taşınmazlara uyuyor ise de gayri sabit hudutlu olduğu, dava konusu taşınmazların doğusundaki yoldan sonraki 138 ada 1, 2 ve 133 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların mera niteliği ile sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca öncelikle davalı tarafın tutunduğu gayri sabit hudutlu Haziran 1331 tarih ve 2 sayılı tapu kaydının revizyon gördüğü taşınmazların belirlenerek miktarından fazla yere revizyon görüp görmediği denetlenmeli, miktarından fazla yere revizyon görmüş ise davada mera araştırması yapılmalı, bunun için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar, uzman fen ve ziraatçi bilirkişileri, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı,
dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamındaki mera olarak sınırlandırılan dava dışı 138 ada 1, 2, 134 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların geleneksel biçimde mera olarak mı yoksa öncesi ziraat arazisi iken tapu maliklerinin mera olarak kullanılmak üzere bırakıp bırakmadıkları, dava konusu taşınmazların doğusundaki yolun kadim olup olmadığı, yolun dava konusu taşınmazlar ile mera taşınmazı arasında ayırıcı unsur teşkil edip etmediği,
dava konusu taşınmazların meradan açılıp açılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki varsa bu çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli,
komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7396, K. 2011/5819, 10 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama