KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7435 E., 2011/5050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2011
Karar Metni
936 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 112 ada 1 ve 127 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 5801738,09 m2 ve 10140871,27 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kadim kullanıma dayanılarak yaylak niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Davacılar ... 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, davacı ... ise her iki taşınmazın belirli bölümlerine yönelik olarak tapu kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacı ...'ın davasının reddine, davacı ...'in davasının kabulüne, dava konusu 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen 25.06.2010 tarihli rapor ve eki haritada (B) harfi ile işaretli 17408,91 m2 ve (C) harfi ile işaretli 978,21 m2 yüzölçümündeki bölümlerin aynı adanın son parsel numarası ile 1/9 payının davacı ... adına, 8/9 payının davalı Hazine adına tapuya tesciline, geriye kalan bölüm ile dava konusu 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi yaylak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş;
hüküm, davacılar ... ve ... ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlardan 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritasında (B) harfi ile işaretli bölümü ile 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile işaretli bölümlerinin davacı ...'in tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı, geriye kalan bölümü ile dava konusu 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamının kamu malı niteliğinde yaylak olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı ...'in tutunduğu tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetmeye imkan vermediğinden yetersizdir. Öte yandan taşınmazların yaylak olarak sınırlandırıldığı gözönüne alındığında yöntemine uygun mera-yaylak araştırması yapılması zorunludur.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı ...'in tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri dikkate alındığında, tapu kaydının değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olması nedeniyle, kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümüyle belirlenmesinin zorunlu olduğu düşünülmeli, davacının tapuda 1/9 paya sahip olduğuna göre;
geriye kalan paylar yönünden lehine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ya da kalan payların davacı tarafından tapu dışı yolla satın alıp almadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Davacı ...'in dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerinin tutunduğu tapu kayıt kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde bu yerler ile davacı ...'ın dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerinin yaylak olarak sınırlandırıldığı gözönüne alındığında yöntemine uygun mera-yaylak araştırması yapılması zorunludur.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre mahkemece bir yerin yaylak olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde yaylak olarak kullanılageldiğinin saptanması ya da taşınmazın yetkili idari merciler tarafından yaylak niteliği ile tahsis edilmiş olması gerekir. İl Tarım Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında yörede 1958 yılında mera tahsisine yönelik çalışmalar yapıldığı belirtilmiş ise de; mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Eksik incelemeye dayalı karar verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1958 yılında Toprak Komisyonunca bir çalışma yapıldığı da gözönüne alınarak; yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca mera ve yaylakların tahsisinin yapılıp yapılmadığı İl Özel İdare Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera ve yaylak tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi,
tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera ve yaylak tahsisi yapılmış ise tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera ve yaylak tahsis haritalarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,
dava konusu taşınmaz bölümlerinin kamu malı niteliğinde mera veya yaylak olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7435, K. 2011/5050, 14 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama