KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7514 E., 2011/6147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2011
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporlarının niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı ....nin aşağıdaki bendin dışında alan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı ... Kurumunun husumete, davalı ....nin hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece benimsenen delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporu doğrultusunda açılan davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi davalı ... yönünden varılan sonuç da yasal düzenlemelere ve dosyada toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden Şanlıurfa şehir içi doğalgaz şebekesi döşeme işinin 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu hükümleri kapsamında davalı ... şirketine ihale edildiği, ihale makamı olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun doğalgaz dağıtım hizmetini bizzat yürütmekle değil yürütümünü sağlayacaklara gerekli yetkiyi vermek ve piyasayı düzenlemekle görevli olduğu, yapılan ihale sözleşmesi kapsamında Borçlar Kanununun 55. maddesi hükmünde belirtilen “adam çalıştıran” sıfatıyla ve kusursuz sorumluluk esaslarına göre zarardan sorumlu tutulmasını gerektirir bir yetki devrinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca adı geçen davalının meydana gelen hasardan diğer davalıyla birlikte müteselsil olarak sorumlu tutulamayacağı, daha açık anlatımla kendisine husumet yöneltilemeyeceği kuşkusuzdur.
Öte yandan. HUMK'nun 275. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflarca öne sürülen itirazların da yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Davalı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen tespit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. Bu gibi hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur.
Mahkemece zarar miktarının belirlenmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, davacı tarafça Şanlıurfa 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/91 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilmiştir.
Ne var ki, anılan tespit dosyası dosya içerisine getirtilmediğinden davalı tarafın tespit sırasında hazır olup olmadığı, değil ise tespit raporunun tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise rapora itiraz edilip edilmediği anlaşılamamaktadır. Yargılama sırasında davalı şirketin tespit dosyasında belirtilen zarar miktarını açıkça kabul etmediği, savunmasının husumete yönelik olduğu gözetildiğinde örtülü bir kabulün var olduğundan da söz edilemez.
Bu durumda, zarar miktarının belirlenmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmadan hüküm verilemez.
O halde mahkemece zarar miktarının belirlenmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, hasar gören mobilyaların kullanılabilir durumda olup olmadıkları, tamamen kullanılamaz halde iseler buna ilişkin hurda değerinin ne olduğu bulunarak zarar kapsamından düşülmeli, davacı tarafın istemekte haklı olduğu gerçek zarar miktarı duraksamaksızın belirlenmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7514, K. 2011/6147, 18 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama