KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7805 E., 2011/6127 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İzmir Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ...Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Asıl ve birleşen dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davalılar hakkında ceza mahkemesince beraat kararı verildiği, kesinleşen kararla davalıların kusursuz olduğunun belirlendiği ve davacının zararının bulunmadığı gerekçe gösterilerek toplanan delillere göre asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç davanın niteliğine, toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmünde, "Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hakimini takyit etmez." denilmektedir. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır.
Ayrıca, tutanak tarihlerinde yürürlükte bulunan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği’nin 40. maddesi hükmünde teşekkül veya şirketin yazılı izni olmaksızın elektrik şebekesine bağlantı yapmak veya yaptırmak kaçak elektrik kullanma olarak tanımlanmıştır.
Somut olaya gelince, davalılar hakkında İzmir 4.Sulh Ceza Mahkemesinde açılan ve beraatla sonuçlanan ceza davasında yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, kanca atarak dava dışı abone olan şahısların hattından elektrik kullanma fiilinin kaçak kullanımı olmayıp, usulsüz elektrik kullanımı olduğu belirtmiş, bu rapor benimsenerek beraat kararı vermiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporun da, ceza mahkemesinde alınan rapor içeriği aynen tekrar edilmiş, ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu olgu ve yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında ceza mahkemesince davalı hakkında verilen beraat hükmünün ve ceza dosyasında alınan uzman bilirkişi raporunun görülmekte olan davada mahkemeyi bağladığından ve ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının görülmekte olan dava yönünden de kesin hüküm oluşacağından söz edilemez.
Yukarıda açıklanan yönetmelik hükmüne göre, abonesiz, kanca atarak dava dışı abone olan şahısların hattından elektrik kullanma fiilinin, usulsüz elektrik kullanımı olmayıp kaçak elektrik kullanımı olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle mahkeme hükmünün gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, dosya konusunda uzman başka bir bilirkişiye verilerek rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7805, K. 2011/6127, 18 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama