KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7809 E., 2011/5486 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2011
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde zarar sorumlularına, itirazın iptali davalarında ise hakkında takip yapılan ve itiraz etmesi nedeniyle hakkındaki takip kısmen ya da tamamen duran borçluya aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın sıfat yokluğu, bir başka deyişle husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur. Husumet defi olmayıp bir itirazdır. Bu niteliği dikkate alındığında yargılamanın her aşamasında öne sürülebileceği gibi, taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması ve husumet sorunu çözümlendikten sonra işin esasına girilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Ayrıca, HUMK'un 275. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Somut olaya gelince; davacı, davalının abone olmaksızın kaçak su kullandığının tespit edildiğini öne sürmüş, davalı ise dava konusu kaçak su tutanağının düzenlendiği adreste tutanak tarihleri itibariyle ticari faaliyette bulunmadığını, dava konusu yerle ilgisinin olmadığını savunarak husumet itirazında bulunmuştur.
Yargılama sırasında dava konusu tutanağa konu yerde kimin ve hangi tarihten itibaren faaliyette bulunduğu araştırılmamış, mahkemece zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilgisine başvurulan emekli daire başkanı, emekli Hakim ve Tapu Kadastro Müdüründen oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor benimsenerek, davalının kaçak su kullandığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Rapor düzenleyen bilirkişi heyetinin davanın konusunu oluşturan kaçak su bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı, bu nedenle bilirkişi olarak dinlenemeyecekleri kuşkusuzdur. Uzman bilirkişi tarafından düzenlenmeyen rapora dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece tutanak düzenlenen adreste davalının faaliyette bulunup bulunmadığı, faaliyette bulunuyor ise faaliyetin hangi tarihten itibaren başladığı ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü, Vergi Dairesi Müdürlüğü ve diğer kurumlardan sorularak saptanması, kaçak su kullanma fiilinin kim tarafından işlendiğinin duraksamasız belirlenmesi, öncelikle husumet sorunu çözümlendikten sonra davanın esasına yönelik hüküm oluşturulması,
kaçak su kullanma fiilinin davalı tarafından işlendiğinin tespiti halinde ise, dosya kaçak su bedeli hesabı konusunda uzman olan mühendis bir bilirkişiye verilerek, bilirkişiden davacı kurumun davalı taraftan isteyebileceği kaçak su bedelinin hesaplanması için rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7809, K. 2011/5486, 27 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama