KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7883 E., 2011/5308 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2011
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 315 ada 37 parsel sayılı 1435,49 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., Mart 1290 tarih, 9/18, 9/19, 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavülü yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih 2, 3, 4 ve Şubat 1962 tarih 1, 2, 3 sayılı tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile davanın bu yolla saptanan niteliği dikkate alındığında, davacı tarafın tutunduğu, dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören ve tarif edilen sınır yerlerinin nitelikleri itibari ile değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, bu nedenle kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/B maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde davalı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin fer'i nitelikte olmadığı,
taşınmaz üzerinde bir insan ömrüne ulaşan süre ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet bulunan davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 Esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir.
Bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi sonradan yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı belirlendiğine göre;
somut olayda davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddiaları kanıtlayamadığı gibi, davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7883, K. 2011/5308, 21 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama