KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/803 E., 2010/2040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2010
Karar Metni
785 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davalı hazinenin İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/256 esas, 1998/847 karar sayılı dosyasında açtığı hasımsız davada miras bırakan ... ve ...'den olma ... Özbek'in mirasçı bırakmaksızın öldüğünden bahisle kendisinin mirasçı olduğuna dair mirasçılık belgesi aldığını, söz konusu mirasçılık belgesinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ...'ın babası ...'in miras bırakanla anne bir kardeş olduklarını beyanla hazine tarafından alınan mirasçılık belgesinin iptal edilerek yeni mirasçılık belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı hazine vekili davacı ile miras bırakan arasında bir bağ kurulamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Açılan bir davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için taraflarca dayanılan ve neticeye etkisi bulunan tüm delillerin eksiksiz toplanması, resmi mercilerde bulunan ve hüküm verilebilmesi için gerekli olan tüm belgelerin getirtilmesi zorunludur.
HUMK'un 1. maddesi hükmüne göre de mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca öne sürülmeme bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hiçbir mahkeme kendi görevini aşan bir davaya bakıp sonuçlandıramaz. Bu kural davada ön sorun oluşturan konularda da uygulanır. Bir mahkemenin kendi görevine giren bir davayı sonuçlandırabilmesi daha üst mahkemede görülmesi gereken başka bir uyuşmazlığın çözümüne bağlı olması halinde mahkemenin bu uyuşmazlığı ön sorun yapması, bu konuda üst mahkemede dava açması için ilgili tarafa yetki ve süre vermesi, açılacak davanın sonucunu beklemesi ve ön sorun çözüme kavuşturulup kesin hükme bağlandıktan sonra bunun sonucuna göre önündeki davayı sonuçlandırması gerekir.
Somut olaya gelince, toplanan deliller ve getirtilen nüfus kayıtlarından davalı hazine tarafından İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/256 esas, 1998/847 karar sayılı dosyasında hasımsız olarak açılan dava sonucunda mirasçılık belgesi verilen miras bırakanın Çanakkale İli, .... İlçesi, ... Köyü, Cilt:31, Hane:52'de nüfusa kayıtlı, 01.07.1911 tarihinde Şarkikarahisar'da doğan ve 24.11.1976 tarihinde ölen aynı hanede kayıtlı ... ile evli, ... kızı ...'den olma ....
TC kimlik numaralı ... Özbek olduğu, Gelibolu Nüfus Müdürlüğünce kayıtlara göre mirasbırakanın daha önce İstanbul İli, ... İlçesi, ..., .. Sokak Hane: 2'de kayıtlı olduğunun, evlenme nedeniyle 1934/3-143 evlenme vukuatı ile bu hanede tescil edildiğinin bildirildiği, İstanbul İli, ... İlçesi, ...
Mahallesi, Cilt:5, Hane:705'te kayıtlı, 01.07.1911 tarihinde ...'ta doğan ... kızı, ...'den olma ....TC kimlik numaralı soyadı olmayan ...'in kapalı kaydında ise kişinin evlenerek Şarköy İlçesi, ... Kariyeri Mh, 1.cilt, 59.hane, 77. sıraya gittiğinin bildirildiği, ne var ki kişinin gittiği bu kaydın getirtilmediği, davacı ...'ın miras bırakanın ana bir-baba ayrı kardeşi olduğunu öne sürdüğü babasının ise İstanbul İli, ... İlçesi, ...
Mahallesi, Cilt: 5, Hane:708'de nüfusa kayıtlı, ... oğlu ...'den olma 01.03.1922 İstanbul doğumlu ... ... olduğu, ... ...'ın annesi ile miras bırakanın annesinin aynı adı taşıdıkları fakat baba adlarının farklı olduğu anlaşılmaktadır.
Miras bırakanın nüfusta kayıtlı bulunduğu gözetildiğinde, miras bırakan ile davacının babası ...'in ana bir-baba ayrı kardeş olduklarının, dolayısıyla davacının mirasçı olduğunun kabul edilebilmesi için kayıtların birbirini doğrulaması, ayrıca miras bırakanın annesi ... ile davacının babası ...'in annesi ...'nin aynı kişi olduklarının belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki mahkemece İstanbul İli, ... İlçesi, ...
Mahallesi, Cilt:5, Hane:705'te kayıtlı, 01.07.1911 tarihinde ...'ta doğan ... kızı, ...'den olma .... TC kimlik numaralı soyadı olmayan ...'in evlilik nedeniyle kaydının kapalı olduğu göz ardı edilerek kişinin evlenerek gittiği .... İlçesi, ... ....
Mh, 1.cilt, 59.hane, 77.sıradaki kaydı getirtilerek kişinin kim ile evlendiği incelenmemiş, Gelibolu Nüfus Müdürlüğü'nden miras bırakanın 1934/3-143 evlenme vukuatı getirtilerek incelenip bu kişi ile miras bırakanın aynı kişi olup olmadıkları araştırılmamış, kayıtlarla doğrulanmaması halinde miras bırakanın annesi ... ile davacının babası ...'in annesi ...'nin aynı kişi olduklarının ancak Asliye Hukuk mahkemesinde açılabilecek bir dava ile kanıtlanabileceği, bu uyuşmazlığın dar yetkili Sulh Hukuk mahkemesinde çözümlenemeyeceği gözden kaçırılarak dinlenilen tek davacı tanığının beyanına dayanılarak karar verilmiştir.
Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde mahkemece öncelikle.... TC kimlik numaralı soyadı bulunmayan ....'in evlenerek gittiği .... İlçesi, ... ....
Mh, 1.cilt, 59.hane, 77.sıradaki kaydı getirtilerek kişinin kim ile evlendiği, bu haneden başka bir haneye gidip gitmediği incelenmeli, Gelibolu Nüfus Müdürlüğü'nden miras bırakanın 1934/3-143 evlenme vukuatı getirtilerek incelenip bu kişi ile miras bırakanın aynı kişi olup olmadıkları araştırılmalı, bu yolla davacı ile miras bırakan arasında kayıtlarla bağ kurulmaya çalışılmalı, kayıtlarla bağ kurulamadığı taktirde miras bırakanın annesi ... ile,
davacının baba kolundan büyük annesi ...'nin aynı kişi olup olmadığı ön sorun yapılmalı, ön sorunun çözümü için görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmak üzere davacı tarafa yetki ve kesin süre verilmeli, dava açıldığı taktirde sonucu ve verilecek kararın kesinleşmesi beklenmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/803, K. 2010/2040, 8 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama