KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/8071 E., 2011/4411 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2011
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı ..., davalı-davacı ... ve davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Asıl dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti olmadığı taktirde inşaat masraflarının davacı tarafından yapıldığının tespiti ve tahsili, birleşen dava ise muhdesatların tamamlama masraflarının davacı tarafından yapıldığının ve oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın tespit davası olarak kabulü ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, az yukarıda isimleri geçen taraflarca temyiz edilmiştir.
Asıl davanın davacısı ...’ın mahkemece davanın nitelendirilmesi sonucu tahsil isteminin zımnen reddedilmesine yönelik temyiz itirazı bulunmamaktadır.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, oturulabilir hale getirilmesi veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir.
Mevcut muhtesata yeni bölümler ilave edilmesi veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması muhtesatın bu işleri yapan kişiye ait olması sonucunu doğurmaz. Bu tür işlerin yapılması için harcanan giderler muhtesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını B.K.
61 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur.
İyileştirme giderlerini yapan taşınmaz malik ya da maliklerinin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma ... mevcut iken önceden açacağı bir dava ile iyileştirme giderlerinin tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğundan da söz edilemez.
Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir.
Diğer taraftan; gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun ve gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhdesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu, muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin olamayacağı göz önünde tutulduğunda sadece davaya konu muhtesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyet tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; taşınmaz üzerindeki bina niteliğindeki muhdesatın dava konusu 2. ve 3. katlarının miras bırakının sağlığında kaba inşaatının tamamlandığı anlaşılmaktadır. Şu halde muhdesat üzerinde taraflarca yapıldığı öne sürülen harcamaların binanın oturulabilir hale gelmesini sağlayan iyileştirici gider niteliğindeki faydalı ve zorunlu harcamalar olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan asıl ve birleşen davada dava konusu olan bahçe duvarının teferruat niteliğinde olduğu ve garajın da taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı belirlenmekle bu istem kalemleri yönünden de davada hukuki yararın bulunmadığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davaların reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, hüküm yerinde kabulüne karar verilen muhdesatların kim tarafından meydana getirildiğinin tespiti ile yetinilmesi gerekirken yasal düzenlemelere aykırı biçimde mülkiyetinin tespitine karar verilmesi dahi isabetsiz, asıl davanın davalısı-birleşen davanın davacısı ...’in ve asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı ...’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/8071, K. 2011/4411, 28 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama