KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/8086 E., 2011/2186 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın 19.07.2003 tarihinden önce meydana getirildiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kural olarak tespit davasının dinlenebilmesi için genel dava şartlarından başka iki özel koşula daha ihtiyaç vardır. Özel koşulların ilki, tespit davasının konusunu ancak bir hukuki ilişkinin oluşturabileceğidir. Gerçekten tespit hükmü, hak ve alacakların doğduğu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığını tespit etmekte olup, miktarları hakkında bir şey içermez.
Bu nedenle uygulamada, konusu yalnızca maddi vakıa ya da vakıalar olan tespit davalarının dinlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Kural olarak maddi vakıa ya da vakıalar ancak hukuki bir ilişki ile birlikte tespit davasına konu olabilirler. İkinci koşul, davacının sözünü ettiği hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitinde hukuki bir yararı bulunmalıdır.
Hukuki yarar koşulu, tespit davasını hükme bağlayan tüm yasalarda öğretide ve uygulamada kararlılıkla aranmaktadır.
Öte yandan, bir hukuki ilişkinin hemen tespitinde, hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için de şu üç koşulun birlikte olması zorunludur. a)Davacının bir ... veya hukuki durumunun halihazır bir tehlike ile ciddi biçimde tehdit edilmiş olması, b)Bu ciddi tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt ya da belirsizlik içinde olması, c)Tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması. Açıklanan nedenlerle davacının hukuki korunma (himaye) ihtiyacını başka bir vasıta ile tamamen tatmin edebilmesinin mümkün olduğu hallerde, hukuki ilişkinin soyut tespitinde hukuki yararının bulunmadığı, bu nedenle tespit davası açamayacağı kuşkusuzdur. .../.
2010/8086-2011/2186 S.2
Kural olarak, eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Sözü edilen kuralın ayrık hali olarak eda davası ile elde edilecek tespit hükmünün kapsamı, tespit davası ile elde edilecek tespit hükmünün kapsamından daha dar ise, eda davası açılması mümkün olmasına rağmen, eda davasından bağımsız olarak ayrı bir tespit davası açılabileceği de öğretide ve uygulamada kararlılık kazanmıştır.
Az yukarıda genel dava şartlarından ayrık olmak üzere tespit davasına özgü koşulların mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; davacı tarafın mülkiyeti davalı Hazine ve Yazıbaşı Belediyesi tüzel kişiliğine ait taşınmaz üzerindeki binanın 19.07.2003 tarihinden önce yapıldığının tespiti halinde taşınmazın ilgili Kanun uyarınca öncelikle kendisine satılacağını öne sürerek görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu muhdesatın anılan tarihten önce yapılmış olması halinde davacının taşınmazın öncelikle kendisine satılmasını isteme ... mevcut ise de, davalı idarenin bunu kabul etmemesi halinde Hazine'nin taşınmaza el koyması ve davacının zilyetliğine son vermesi de mümkündür. Bu halde davacı tarafın bu işlemin iptali istemi ile idari yargı yerinde dava açabileceği ve binanın hangi tarihte yapıldığının açılan bu davada değerlendirileceği kuşkusuzdur.
Sonradan açılacak bir davada bir başka mahkemede tartışılacak bir hususun önceden dava edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Davacı tarafın eldeki bu davayı açmak yerine daha az masrafla ve daha çabuk bir şekilde ilgili mahkemeden binanın yapım tarihinin tespitini, delil tespiti yolu ile isteyebileceği, bu yolla sonuca uluşabileceği de kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/8086, K. 2011/2186, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama