KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1044 E., 2011/7747 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2011
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve arkadaşları ile davacı-davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 107 ada 30, 31, 32 ve 33 parsel sayılı sırasıyla 572,65 m2, 497,83 m2, 1210,98 m2 ve 658,59 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı ... adına, aynı ada 34, 35 ve 36 parsel sayılı sırasıyla 153,49 m2, 679,39 m2 ve 21648,46 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak arsa niteliğiyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... 107 ada 36 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek, davacılar ... ve arkadaşları ise miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların tümüne yönelik olarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacıların davalarının reddine, dava konusu taşınmazların birleştirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi uyarınca genel harman yeri niteliğiyle sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları ile davacı-davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı-davalı ...'nin 107 ada 36 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına ilişkin olarak;
Hazine taşınmazın kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Hükmün kapsamı ve sonucu dikkate alındığında Hazine'nin temyizi taşınmazın mahkemece saptanan türüne yöneliktir.
Dava ve temyize konu 107 ada 36 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde genel harman yeri olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
İddianın öne sürülüş biçimi ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı-davalı ...'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle 107 ada 36 parsel sayılı taşınmaza yönelik hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacılar ... ve arkadaşları ile davacı-davalı ...'nin diğer taşınmazlarla ilgili hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre mahkemece davacılar ... ... ve arkadaşlarının davalarının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Ne var ki. Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Dava ve temyize konu taşınmazların kadastro tespitleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapılmadığı, bu nedenle mahkemece aynı Yasanın 30. maddesi hükmünün uygulama olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur. Öte yandan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesi hükmüne göre mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleri ile de bağlıdır.
Kural olarak mahkemenin istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1044, K. 2011/7747, 7 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama