KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1393 E., 2011/7292 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2011
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 159 ada 27 parsel sayılı 631,07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ve 3303 sayılı Yasa’nın 3.maddesine göre idarenin veya ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., vasiyetnameye ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın öncesinde davacı ile davalının bayii ...’nın ortak miras bırakanı ... Kuru’ya ait olduğu yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, muris ...’nın sağlığında dava konusu taşınmazı davacı ... veya davalının bayii ...’ya vasiyetname veya bağış senedi ile verip vermediği, yine taşınmazın zilyetliğini taraflardan hangisine teslim ettiği yönünde toplanmıştır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
Somut olayda mahalli bilirkişi, dava konusu taşınmazı muris ...’nın 1990’lı yıllarda dava dışı ve davalının bayii olan oğlu ...’ya bağışladığını, ...’nın da bir süre zilyet olduğunu, tespit bilirkişileri ... ve ... ise muris ...’nın 1990’lı yılların başında düzenlediği vasiyetname ile taşınmazı davacıya bıraktığını, bu tarihten sonrada davacının zilyet olduğunu beyan etmişler, ayrıca davacı tanıkları davacı lehine, davalı tanıkları da davalı lehine beyanda bulunmuş, dinlenilen mahalli bilirkişi tespit bilirkişisi ve tanık beyanları birbiriyle çelişmiştir. Hal böyle olunca mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ile taraf tanıkları yeniden taşınmazın başında dinlenilerek çelişkinin giderilmesi zorunludur.
O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, birden fazla olarak yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler ile uzman fen bilirkişisi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın zilyetliğinin muris tarafından sağlığında davacı veya davalının bayii dava dışı ...’ya devredilip devredilmediği, muris ... tarafından sağlığında zilyetlik devir ve teslim edilmiş ise davacıya mı yoksa davalının bayii ...’ya mı devredildiği,
taşınmazın kimin zilyetliğinde bulunduğu yolunda yerel bilirkişiler ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile mahalli bilirkişiler ile tanık beyanları çeliştiği takdirde bu çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1393, K. 2011/7292, 25 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama