KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1436 E., 2011/7204 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2011
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafın paydaş bulunduğu ve ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 1017 parsel sayılı taşınmazın 9/220 payının 07.05.2007 tarihinde davalı ... tarafından Ferizli İcra Müdürlüğünün 2005/28 esas sayılı dosyası üzerinden satın alındığı, adı geçen davalının taşınmazda bu suretle paydaş olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan betonarme mesken niteliğindeki muhdesatın davacı tarafça yapıldığı öne sürülerek görülen davanın açıldığı, dava konusu muhdesatın, davalı ... tarafından alınan payın satış tarihinden önce davacı tarafça meydana getirildiği anlaşılmaktadır.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun ve gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mülkiyetine tabidir. Taşınmazın arzının maliki olan paydaşlar tapu payları oranında taşınmaz üzerindeki muhtesatların da maliki sayılırlar.
Somut olayda davalı ..., taşınmaz üzerindeki muhdesat meydana getirildikten sonra cebri satın alma yolu ile taşınmazda paydaş olduğuna göre, bu satın alma ile üzerindeki muhdesatın da bedelini ödeyerek taşınmaza sahip olduğu tartışmasızdır. Bu halde sebepsiz zenginleşen
tarafın taşınmazdaki payı satılan kişi olduğu, davacı tarafın ise ancak o kişiye karşı B.K.nun 60/1. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak davası açma hakkının doğduğu kuşkusuzdur. Bu nitelikteki dava ise eda davası niteliğindedir. Öğretide ve uygulamada eda davası açılmasının mümkün bulunduğu hallerde tespit davasının açılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava koşulu olup, davalılardan herhangi birinin kabulü de dava şartı yokluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi verilecek tespit hükmü de ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemece dikkate alınamaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1436, K. 2011/7204, 23 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama