KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/191 E., 2011/6627 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2011
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 317 ada 28 parsel sayılı 9575,52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eşit paylarla davalılar ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve ...
Mart 1290 tarih, 9/18, 9/19, 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavül yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih, 2, 3, 4 ve Şubat 1962 tarih, 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı tapu kayıtlarına, davacı ...miras yoluyla gelen hakka dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece davaların birleştirilmesi sonrasında yapılan yargılama sonucunda davacılar ..., ... ve ...'nın davalarının esastan, ...'in davasının feragat nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafın tutunduğu dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı,
taşınmaz üzerinde bir insan ömrüne ulaşan süre ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet bulunan davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi,
4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra da yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında, davalı tarafın taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının da gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif,
uygulama ve toplanıp değerlendirilen deliller ile Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir. Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddiaları ve davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/191, K. 2011/6627, 3 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama