KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/209 E., 2011/6629 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2011
Karar Metni
708 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 165 ada 23 parsel sayılı 1137.71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın 1/3 payına yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 3 pay kabul edilerek 1 payın davacı ... adına, 2 payın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava ve temyize konu taşınmazın davalı ...'un miras bırakanı ...'a ait olduğu, taraflar arasında 2004 yılında 1/3 payın davacıya ait olduğu hususunda anlaşma yapıldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre uyuşmazlık dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanından mı, yoksa davalının miras bırakanı ...'dan mı kaldığı yönündedir. Davacı ...'un dava dilekçesinde taksim olgusuna dayandığı ancak ortak miras bırakanın kim olduğunu belirtmediği, mahkemece de yargılama aşamasında bu hususun davacıya açıklattırılmadığı görülmektedir.
Öncelikle davacı tarafa dava dilekçesi açıklattırılarak, davaya konu taşınmazın ortak miras bırakan olarak kimden kaldığı sorulmalı, ortak miras bırakanın ve davalının miras bırakanı ...'a ait tüm mirasçılarını gösterir nüfus kaydı getirtilmelidir.
Davacının, taşınmazın ortak miras bırakandan kaldığını bildirdiği taktirde, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir şekilde paylaşılıp paylaşılmadığının araştırılması gerekir. Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yapılmış yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın kim olduğu belirlenmeli terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı,
yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı,
tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa,
deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı,
bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanından kalmadığı, davalının kök miras bırakanı ...'dan oğlu ...'a kaldığının tespit edilmesi halinde, ...'un ölümüyle mirasçıları arasında az yukarıda anlatıldığı şekilde taksim yapılmadığı,
mirasçılarından davalının oğlu ... ile mirasçı olmayan davacı arasında yapılan 2004 tarihli anlaşma senedinin geçerli olamayacağı, davacının taşınmazda herhangi bir zilyetliğinin de bulunmadığı dikkate alınmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/209, K. 2011/6629, 3 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama