KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2235 E., 2012/102 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2012
Karar Metni
863 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 220 ada 7 parsel sayılı 8593,41 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ve taşınmaz üzerinde krokide (A) harfi ile gösterilen Kargir iki katlı ev, (B) harfi ile gösterilen Ahşap samanlık, (C) harfi ile gösterilen Ahşap ahır’ın davacı ...’e ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle ... mirasçıları olan davalılar ... ve paydaşları adına tesbit edilmiştir. Davacı ... satın almaya dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 220 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 18.12.1952 tarih 12 sayılı tapu kaydı ile tapuda kayıtlı olduğu, tapuda kayıtlı taşınmazlar hakkındaki miras taksim sözleşmelerinin yazılı şekle tabi olduğu, paydaşlardan birinin davacıya yaptığı satışın geçersiz olduğu ve 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinde öngörülen şartlarında davacı yararına gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan 18.12.1952 tarih ve 12 sayılı tapu kaydı ile davacı dayanağı olan 22.02.2001 tarihli satış sözleşmesi yapılan keşifte yerine uygulanmamış, kaydın dayanağı olan tescil haritası ve komşu parsel tutanakları getirtilmemiş, keşfe katılan bir kısım davalılar babalarının söz konusu yeri kendi aralarında paylaştıklarını belirttikleri, aynı zamanda tanzim edilen uzman fen bilirkişi raporunda taşınmaz ayrı ayrı ../..
2011/2235-2012/102 S.2
bölümler halinde zilyet mirasçıları adına gösterildiği halde taksim olgusu yeterince araştırılmamış, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarının yetersiz, soyut ve gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. Böylesine yetersiz inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın davalıların ortak miras bırakanı ...’dan kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, paylaşma yapılmış ise davacının, davalı mirasçı ...’dan senetle aldığı bölüm olan ve uzman fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümün davacının bayii ...’ya isabet edip etmediği yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri yetersiz, yargı denetimine kapalı, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan 18.12.1952 tarih 12 sayılı tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, dava konusu taşınmaza komşu parsel tutanakları Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı,
varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tesbit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm ../..
2011/2235-2012/102 S.3
gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davacının dava konusu ettiği ve uzman fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen yerin davacının bayii ...’ya ya da onun bayisinin miras payına isabet edip etmediği belirlenmeli, yine davacının dayanağı olan 22.02.2001 tarihli satış senedi uygulanarak dava konusu edilen taşınmazı ya da taşınmazın hangi bölümünü kapsadığı belirlenmeli,
davacı dayanağı 22.02.2001 tarihli satış senedinin dava konusu taşınmazı ya da taşınmazın bir bölümünü kapsadığı belirlenir ise satış sözleşmesinde adı geçen mirasçı Kerziban’ın dedesinden babası Yusuf’a intikal eden ve onunda ölümü ile kendisine intikal eden taşınmazını davacıya sattığı ibraz edilen senette belirtildiğine göre bu senedin içeriği ve doğruluğu yerel bilirkişi ve tanıklara sorularak olaylara dayalı bilgi alınmalı,
ayrıca paylaşma ile mirasçılık ilişkisinin sona ereceği ve mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz iktisabının mümkün bulunabileceği hususu gözetildiğinde tapu dışı satımın geçerli olacağı noktası gözönüne alınmalı, yerel bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal,
isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan ayrı olarak somut olayın özelliğine göre davacının dava konusu ettiği taşınmaz parçası üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2235, K. 2012/102, 17 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama