KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2364 E., 2011/8200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2011
Karar Metni
761 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 166 ada 9 parsel sayılı 1.930,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı ..., 166 ada 10 parsel sayılı 1.692,66 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise davalı ... adına miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir.
Davacı ..., miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 166 ada 10 parsel sayılı taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle, davacı ... ise satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 166 ada 9 parsel sayılı taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacı ...’ın davasının reddine, davacı ...’ın davasının ise kabulüne, dava konusu 166 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davacı ..., 166 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 166 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların davacı ... miras bırakanı ... ...’ın iken davacı ...’a bağışlanarak teslim edildiği, dava konusu taşınmazlar üzerinde tespit tarihinde zilyet davacı-davalı ...’ın 20 yıla varan zilyetliğinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Tarafların talepleri ile mahkemenin gerekçesi birbirine aykırı düşmüştür. Davacı ... bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 166 ada 10 parsel sayılı taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle, davacı ... ise satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 166 ada 9 parsel sayılı taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Dava konusu taşınmazların davacı ... miras bırakanı ... ...’dan kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, miras bırakan ... ...’ın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların kimin payına karşılık düştüğü, miras bırakan ... ... tarafından sağlığında dava konusu taşınmazları davacı ...’a bağışlanıp zilyetliğinin devredilip edilmediği yönünde toplanmıştır.
Dava konusu taşınmazların miras bırakan ... ...’ın mirasçılarından dava dışı ... ... tarafından 1993-1994 yıllarında davacı-davalı ...’a köy senedi ile satılarak teslim edildiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
Kural olarak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle miras bırakan ... ...’ın verasete esas aile nüfus kayıt örneği İl Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli, terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı,
yerel bilirkişi ve tanıklardan miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı,
keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin tespit sırasındaki beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan veya sonuçlanıp kesin hükme bağlanan davalar varsa deliller değerlendirilirken miras bırakandan intikal ettiği öne sürülen taşınmazlarla ilgili dava dosyaları gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı,
bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların miras bırakan ... ... tarafından sağlığında davacı ...’a bağışlanıp zilyetliğinin devredilip edilmediği üzerinde durulmalı, miras bırakan ... ... terekesinin mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşılmadığının anlaşılması halinde ise miras bırakan ... ... mirasçısı ... ...’ın üçüncü kişi konumundaki davacı-davalı ...’a yaptığı satışın geçersiz olduğu hususu düşünülmeli,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2364, K. 2011/8200, 19 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama