KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2764 E., 2012/560 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2012
Karar Metni
782 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi katılan davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 269 ada 7 ve 13 parsel sayılı sırasıyla 1099,93 m2, 232,61 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak arsa niteliğiyle davalı ... Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Yargılama sırasında Hazine taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleşmediğini, taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğu iddiası ile davaya katılmıştır.
Mahkemece katılan davacı Hazine'nin davasının reddine, davacı ...'in davasının kısmen kabulüne; dava konusu 269 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline, dava konusu 269 ada 13 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın feragat nedeniyle reddine taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, katılan davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava ve temyize konu 269 ada 7 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar adına mera tahsis kaydı bulunmadığından katılan davacı Hazine'nin davasının reddine, davacı ... ile davalı Köy Tüzel Kişiliği'nin 269 ada 7 parsel sayılı taşınmazı takas yaptıkları ve tespit gününde adına tescil kararı verilen davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmaza komşu 269 ada 14 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına, katılan davacı Hazine'nin de dava konusu taşınmazıların komşu 14 nolu parselin devamı mahiyetinde kamu malı niteliğinde mera olduğunu iddia etmesine rağmen yöntemine uygun mera araştırması yapılmamış, tevzi komisyonunca oluşturulan pafta mahkemece yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar eli ile yerine uygulanmamıştır. Böylesine eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasa uyarınca yapılan mera tahsis haritası ve eki belgelerin tamamı bulunduğu yerden getirtilmeli, aynı zamanda dava konusu taşınmazlara komşu 14 parsel sayılı taşınmaz ile komşu olan ve onu dıştan çevreleyen geniş kapsamlı birleşik kroki Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar uzman bilirkişi,
tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır.
Bölgede yapılan mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle keşifte uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,
aynı zamanda yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmelidir.
Öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, özellikle gözlemde, taşınmazın meyil durumu, toprak yapısı, toprak ve taş unsurlarından hangisinin galip geldiği, fiziksel durumu, taşınmazın sınırlarının belirgin ve sabit olup olmadığı, özellikle komşu mera parseli ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, dıştan komşu taşınmazların tümünün toprak yapısı ile mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmelidir.
Ayrıca uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dava konusu 269 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan keşif esnasında bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların taşınmazın öncesinin köy boşluğu olduğunu bildirdikleri, bu halde köyün köy boşluğunu satma ya da takas etme yetkisinin bulunmadığı,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2764, K. 2012/560, 7 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama