KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2814 E., 2012/1054 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2012
Karar Metni
886 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 113 ada 44 parsel sayılı 11.420.94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 113 ada 44 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi Musa Çiçek tarafından düzenlenen harita ve raporda (A) harfi ile gösterilen 6939.05 m2 yüzölçümüdeki bölümünün davacı ... adına, geriye kalan bölümün tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine'nin temyizi davacı taraf adına tesciline karar verilen haritasında (A) harfi ile işaretli bölümle ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tespit gününde temyize konu bölüm üzerinde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu 113 ada 44 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan Hazine'ye ait 28.08.2007 tarih 5 sayılı tapu kaydı ile komşu 43 ve 37 parsellerin tespit dayanağı olan tapu kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmemiş, taşınmaz başında yapılan keşifte uygulanmadığı gibi dava konusu taşınmazın batı, güney ve kısmen de kuzey sınırları 113 ada 69 sayılı mera parseli ile çevrili olduğu halde usulüne uygun bir mera araştırması yapılmamıştır.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde .kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca yapılan tahsisin ise Mülki Amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Mahkemece bu doğrultuda yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ise Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, dava konusu ve komşu 43 ve 37 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas alınan tapu kayıtları iktisap sebeplerini de gösterecek şekilde tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli,
edinme sebebinde belirtildiğine göre tapu kayıtlarının temelini oluşturması muhtemel Karayolları Genel Müdürlüğünün kamulaştırma projesine ait tüm kayıt ve belgeler ile kamulaştırma haritası istenilmeli, bundan sonra dava sonucunda yararı bulunmayan yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ile tapu fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, Hazineye ait tapu kayıtları, bulunduğu taktirde kamulaştırma haritası, mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritası,
kadastro paftasının ölçeği ile eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen elemanı eliyle yerine çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın tümünün ya da bir bölümünün Hazine'ye ait tapu kaydının, mera tahsis haritasının ve kamulaştırma haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,
taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrı, ayrı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak taşınmazın mera olup olmadığı yolunda tesbit ve belirtmelik tutanak bilirkişilerinden de aynı doğrultuda ayrıntılı, gerekçeli, olaylara dayalı bilgiler alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında usulün 259. maddesi hükmü uyarınca ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, taşınmazın mera olduğunun anlaşılması halinde takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı gözönünde tutulmalı, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı,
meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümünün kamu malı niteliğinde mera olmadığı, kamulaştırılmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, özellikle uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2814, K. 2012/1054, 22 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama