KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2877 E., 2011/7195 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2011
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın bağımsız bölümünün aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosyada toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; dava konusu muhdesatın kadastro tespitinden önce meydana getirildiği ve muhdesatın üzerinde bulunduğu 80 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tespitinin kesinleştiği 19.08.1980 günü ile davanın açıldığı 31.03.2008 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde sözü edilen kamu düzenine ilişkin, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığının belirlenmesi halinde salt bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekir, davanın esasına girilemez. Kaldı ki, dava konusu taşınmaz miras bırakan adına tapuya kayıtlı olup intikal görmediği bu haliyle de iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu gözetildiğinde paydaş davalı annenin tek başına kabulünün de hukuki sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; davanın hak düşürücü süre nedeniyle tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, yasal düzenlemeler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen 463,90 TL harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.11.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Muhalefet Şerhi
Dava taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bir kısım davalıların, davayı kabulü gözetilerek kabul eden davalılar açısından, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kararı davalılar temyiz etmemiş, davacı ise reddedilen kısım açısından temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin sayın çoğunluğu 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi esas alınarak kadastro tespitinden önceki nedene dayanılarak kesinleşen tutanaklar hakkında 10 yıllık hak düşürücü sürede açılmamış davanın salt bu nedenle dinlenemeyeceği gerekçesiyle temyiz edenin aleyhine olacak şekilde bozma kararı verilmiştir.
Mahkemenin kısmen kabul gerekçesi davalıların bir kısmının davayı kabul ettikleri yönündeki beyanlarıdır. HUMK'un 95. maddesine göre kabul, kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurur. Yasanın kesin hüküm sonucuna bağladığı kabul beyanına nazaran mahkemenin, hak düşürücü süre nedeniyle davayı reddetmesi olanağı yoktur.
Davalıların davayı kabul etmelerine nazaran Yargıtay'ın mahkeme kararını hak düşürücü süreye dayanarak bozması da kesinleşen hususlarda inceleme yapma yasağına aykırılık oluşturur. Zira, Yargıtay dosyayı sadece önüne gelen uyuşmazlıkla sınırlı olarak temyiz incelemesine tabi tutabilir. Önüne uyuşmazlık olarak gelmemiş; kesinleşmiş hususların Yargıtay'ca incelenmesi kamu düzenine aykırılık oluşturur.
HUMK'un 237.maddesinde öngörülen kesin hüküm bütün mahkemeleri bağlayıcı olduğu gibi yasama ve yürütme organları ile idare kesinleşen kararlara uymak zorundadır.
Öte yandan HUMK'un 74. maddesi gereğince hakim, iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, istekten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda mahkemenin davanın kısmen kabulüne karar verdiği hususlar taraflarca temyiz edilmemiştir. Davacının temyizi, reddedilen kısma ilişkin olup, kabul edilen kısım temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Yargıtay reddedilen kısımla sınırlı olarak davacının temyiz itirazlarını inceleyebilir. Aksi durum HUMK.'un 74. maddesine aykırılık oluşturur.
Konu doktrinde de tartışılmış ve davalının davayı kabul etmesi halinde mahkemenin hak düşürücü süreyi kendiliğinden gözeterek davanın reddine karar veremeyeceği, kabul gereğince davanın kabulüne karar vermek zorunda olduğu benimsenmiştir. (Prof. ... Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı cilt IV sayfa 3705)
Yargısal uygulamada da bu konuda birlik bulunmaktadır. (Yargıtay 1. HD. 2010/9446 E-10924 K sayılı 25.10.2010 tarihli kararı, 3 HD'nin 28.1.1957 tarih, 691/647, 6 HD'nin 15.2.1966 tarih 5927/524)
O halde Dairemiz sayın çoğunluğunun bozma yönünde oluşturduğu gerekçeye, kararın onanması gerektiğinden katılmıyorum.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2877, K. 2011/7195, 23 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama