KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3157 E., 2012/1755 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2012
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14.510 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Kadastro sırasında 365 ada 4 parsel sayılı 752,69 m² ve aynı ada 5 parsel sayılı 880,60 m² yüzölçümündeki taşınmazlar mükerrer tapu kayıtları nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi uyarınca malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ..., 365 ada 5 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak miras yoluyla gelen hakka dayanarak taşınmazın kök muris ... mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Yargılama sırasında ... ve arkadaşları davacı ile aynı nedene dayanarak Kadastro Müdürlüğünce tutanakları resen mahkemeye gönderilen her iki parsel hakkındaki davaya da katılmışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların kök muris ... mirasçısı davacı ... ve paydaşları adına tapuya tesciline, 365 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evin ise muris ... mirasçısı davacı ... ve paydaşlarına ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğu ve tapu kayıtlarının ilk tesisinde tarafların ortak miras bırakanları ... adına kayıtlı olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle Kadastro Müdürlüğü yazısında belirtilen davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri varsa ifraz haritaları ile birlikte ve açıkta pay kalmayacak şekilde, ayrıca Eylül 1930 tarih 54 sayılı sicilden gelen Şubat 1933 tarih 54 sayılı tapu kaydındaki "... (...)" köyünün keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanına göre ...
Köyünün eski adı olduğu da gözönüne alınarak Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükümlerine göre Kadastro Mahkemesine gönderildiği gözönüne alınarak gerçek hak sahibinin belirlenmesi için, tapu kayıtlarında ... mirasçıları dışında paydaş bulunması halinde (... ..., ... ve ... v.s. gibi) 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi koşulları değerlendirilmeli,
kök muris ... mirasçılarından kızı ... ile oğlu ...'ın ikinci eşi Mevlüde'nin mirasçılık durumları getirtilecek nüfus kayıtlarına göre değerlendirilmeli, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3157, K. 2012/1755, 14 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama