KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3259 E., 2012/1251 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2012
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14.510 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Kadastro sırasında dava konusu Yaytaş Köyü 90 parsel sayılı 125500,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hükmen ... ve paydaşları adına 28.04.2000 gününde kesinleşmiştir. Davacılar ... mirasçıları ... ve paydaşları 05.05.2005 günü tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacıların iddiasını Hamo oğlu ... mirasçısı olarak tapu kaydına dayandırdıkları, dava konusu taşınmazın tapu kaydının Kadastro Mahkemesi'nin 24.06.1999 tarih ve 1999/1-12 E.K. sayılı kesinleşen ilamı ile oluşturulduğu, bu dosyada davacı ... ve arkadaşlarının tapu kaydına dayanarak ..oğlu Şeyhmus mirasçısı oldukları iddiası ile dava açtığı bildirilerek somut olayda karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237. maddesi hükmünde tanımlanan biçimde kesin hükmün var olduğundan söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Kuşkusuz, kesin hüküm kamu düzenine ilişkin bu nedenle istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşuludur. Öte yandan kesin hüküm taraflarını varsa akdi yada irsi haleflerini bağlar. Aynı konuda aynı taraflar arasında ve.aynı hukuksal nedenlere dayanılarak kesin hükmün varlığının belirlenmesi halinde daha sonra aynı konuda ve aynı taraflar arasında aynı hukuksal nedenlere dayanılarak açılan sonraki günlü uyuşmazlıkların (davaların) önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur.
Dosya içeriğine göre mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı Kadastro Mahkemesi'nin 24.06.1999 tarih ve 1999/1-12 E.K. sayılı dosyanın davacısı ... ile eldeki dosya davacılarının murisi ...'in kendi iddialarına göre aynı muristen gelen kardeş iseler de birbirinin mirasçısı olmadıkları açıktır. Nitekim dosya içeriğindeki veraset ilamında da dosyamız davacılarının kesinleşen dosyadaki davacı ... mirasçıları olmadığı, böylece Kadastro Mahkemesi hükmündeki davanın tarafları ile eldeki dava dosyası tarafların aynı olmadığı, bu hali ile kesin hükmün varlığı için aranılan tarafların aynı olması koşulunun somut olayda bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile Kadastro Mahkemesi tarafından ihdas edilen hüküm yanlar arasında kesin hüküm teşkil etmez.
Ne var ki. Kadastro Mahkemesi'nin 24.06.1999 tarih ve 1999/1-12 E.K. sayılı hükmünde belirtildiği gibi davacı ...dava konusu taşınmazın Hamo oğlu Şeyhmus adına tapuda kayıtlı olduğunu öne sürerek dava açmış, mahkemece davacı ...’in ...
Bini Hamo mirasçısı olduğunu ispat edemediği gibi bir an için aksi düşünülse dahi Hamo oğlu Şeyhmus’un 1930 yılından önce öldüğü, taşınmazın davalıların zilyetliğinde olduğu, bu hali ile davacının dayanağı tapu kaydının 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesine göre hukuki değerini yitirdiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş, temyiz üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 22.12.1999 tarih ve 1999/5412-5999 E.K. sayılı ilamı hükmün onanmasına karar verilmiş, karar düzeltme başvurusu da reddedilmek suretiyle mahkeme hükmü 28.04.2000 tarihinde kesinleşmiştir.
Hal böyle iken somut olayda davacılar ... mirasçıları ... ve paydaşlarının, Hamo oğlu Şeyhmus adına olan Eylül 1288 tarih 626 sayılı tapu kaydına dayanarak eldeki davayı ikame ettikleri gözetilerek bu halde.
Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ve gerek mahkeme hükmünde gerekse Yargıtay ilamında vurgulanan kayıt maliki Hamo oğlu Şeyhmus’un 1930 yılından önce öldüğü, taşınmaz üzerinde davalıların 20 yılı aşkındır zilyet bulunduğu ve böylece 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesine göre tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği hususlarının iş bu dosyamız açısından güçlü delil niteliğinde olduğu tartışmasızdır.
Hal böle olunca; somut olayda kesin hüküm olmasa bile güçlü bir delilin bulunduğu, bu aşamadan sonra dosya içeriğinde keşif yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığı da nazara alındığında mahkemece güçlü delil.../.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3259, K. 2012/1251, 28 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama