KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3543 E., 2012/1021 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2012
Karar Metni
1.009 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği ve Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 539 ada 36 parsel sayılı 4657,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Mart 291 tarih 87 sayılı kayda dayanılarak ve taşınmaza ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinde ifrazen tescil davası olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ..., satın almaya, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Yargılamanın devamı sırasında tesis kadastrosu nedeniyle 539 ada 36 parsel sayısı ile ve 4657,00 m2 yüzölçümü ile tespit edilmiş olan taşınmaz Yenileme kadastrosu sırasında 10306 ada 44 parsel numarasıyla 5049,97 m2 yüzölçümü ile tespit edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın muris ... oğlu 1899 doğumlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Melikgazi Belediyesi Tüzel Kişiliği ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 539 ada 36 parsel sayılı taşınmazın bağ olarak kullanıldığı ve davacı ile paydaşları yararına 3402 Sayılı Yasa’nın 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu 539 ada 36 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Hal böyle olunca somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 30/2.maddesine göre hakimin re'sen gerekli gördüğü delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlü olduğundan kuşku duymamak gerekir.
Somut olaya gelince; davacı ... dava konusu taşınmazın murisi 1899 doğumlu ...’ye ait olduğunu bildirerek tereke adına dava açmıştır.Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında ise Mart 291 tarih 87 sayılı tasdikli yoklama kaydı ile Çöplüoğlu ...
Mehmed’in malı olup ölümü ile evlatlarına kaldığı, evlatları arasında yapılan taksim ile taşınmazın ...’e isabet ettiği, ...’in kullanımında iken 330 yılında vefatı ile taşınmazın mirasçılarına intikal ettiği, mirasçılar arasında taksim yapılmayarak bağın 20-25 seneden beri ...’nin tasarrufunda olduğu belirtilmiş, aynı zamanda taşınmazın mülkiyetine yönelik olarak Kayseri 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1953/1003 Esas sırasında kayıtlı dava olduğu bildirilmiştir.
Bundan ayrı olarak üzerinde 21.03.1955 tarihi bulunan Av....imzalı dilekçede ev ve bağ olarak nitelediği taşınmazın müşterek muris adına tesbitinin yapılması gerektiğini ve bu taşınmaz hakkında 1953/1003 Esas sayılı dosya ile dava açtıklarını bildirdiği görülmüştür.
Hal böyle olunca mahkemece; ...’in mirasçısı olduğu bildirilerek taşınmazı 20-25 yıldır kullandığı belirtilen ... ile davacının adına tescil istediği miras bırakan 1899 doğumlu ...’nin aynı kişi olup olmadığı duraksamasız belirlenmemiş, dava konusu taşınmazın tutanakta belirtilen ve 1330 yılında vefat ettiği bildirilen ...’in mirasçıları arasında yöntemine uygun olarak paylaşılıp paylaşılmadığı araştırılmamış, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıklardan paylaşım olgusu yeterince sorularak taşınmazın paylaşılıp paylaşılmadığı belirlenmemiş,
aynı zamanda tesbitte belirlenen hukuksal olguya aykırı sonuca varıldığı halde tesbit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenilerek çelişki giderilmeye çalışılmamış, varsa nedenleri hüküm yerinde gösterilmemiş, bundan ayrı olarak dava konusu taşınmazın malik hanesi açık bırakılarak tesbit edilmesine rağmen mahkemece yapılması gerekli askı ilanları yapılmaksızın davanın esasına girilmiş, taşınmazın tesbitine esas olan Mart 291 tarih 87 sayılı yoklama kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmemiş, kaydın revizyon görüp görmediği saptanmamıştır.
Böylesine eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmünde öngörülen askı ilanları yöntemine uygun şekilde yapılmalı, taşınmazın tesbitine esas olan Mart 291 tarih 87 sayılı yoklama kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, taşınmazın tesbit tutanağında yazılı hukuksal olgularda gözetilerek 1330 yılında vefat eden ...’in verasete esas açık nüfus kayıtları Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli,
tesbit bilirkişilerinin sağ olup olmadıkları araştırılarak ölü iseler ölü olanların nüfus kayıt örnekleri dosyaya getirtilmeli, dosya içinde mevcut veraset ilamında 1899 doğumlu ...’nün baba adının ... olduğu gözetilerek davacının adına tescil istediği 1899 doğumlu ...’nün taşınmazın tesbit tutanağında belirtilen ... mirasçısı olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, bu cümleden olarak;
tutanakta belirtilen taksim yapılmadığı iddiası da gözetilerek öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa bunların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinden sağ olanlar hazır olduğu halde,
taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazın tesbitine esas alınan Mart 291 tarih 87 sayılı kayıt keşifte uygulanmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakan ...’in ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaştırma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişilerin anlatımı ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği taktirde tutanak bilirkişilerinden sağ olanlar taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uyuşmazlığın niteliğine göre,
deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye,.../...bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3543, K. 2012/1021, 21 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama