KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3892 E., 2012/1683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2012
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 124 ada 9 parsel sayılı 8015,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve arkadaşlarının miras bırakanı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında özetle verilen kesin sürenin gerekli koşulları taşımadığı belirtilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kesin süreye uyulmaması nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir.
Somut olayda, kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur.
Ne var ki, mahkemece davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin süre verilmiş ise de, katılma harcı yatırmadığı için davada henüz katılan sıfatını dahi almayan ... ... ile davacının belirlenen keşif giderini yarı yarıya yatırmaları için kesin süre verilmiş, ancak ... ... katılma harcı yatırmamış ve keşif gideri yatırılmadığı için keşfin yapılamadığının tespit edildiği gibi yargılama oturumuna da katılmamıştır.
Davacı kendisine yükletilen keşif giderinin yarısını yatırsa dahi katılma isteğinde bulunan ve henüz katılan davacı sıfatı dahi bulunmayan ... ... keşif giderinin diğer yarısını yatırmadığı için davacı ... kesin süreye uysaydı bile keşif gideri yetersiz kalacağından keşif yapılamayacağından mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3892, K. 2012/1683, 12 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama