KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3905 E., 2011/6730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2011
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 01.11.2011 günü belirlenen saatte aleyhine temyiz istenilen ... vekili Av.... ... geldi, gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 163 ada 3 parsel sayılı 381,36 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... ve paydaşları tarafından davalı ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu kaydına dayalı tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davası ve aynı nedene dayalı diğer davacılar ... ve paydaşları ile katılanların davası görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davacıların davasının reddine, dava konusu taşınmazın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve paydaşları tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 163 ada 3 parsel sayılı taşınmaz tespitten önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan ve görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesi uyarınca malikhanesi boş tutanağın resen kadastro mahkemesine gönderildiği dikkate alındığında somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30.maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur.
3402 sayılı Yasanın 5.maddesi gereğince tutanak düzenlendiğine göre Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açanlar ve davaya katılanların davada taraf olmaları zorunlu olduğundan taraflar istemese dahi gerçek hak malikinin tespiti gerekir. Davacı taraf Mart 1219 tarih 18 ve 19 sıra nolu tapuya, davalı taraf ise 19.8.1977 tarih 6 sıra nolu tescil tapusuna dayanmışlardır.
Ne var ki, davada mehil verilenlerindışında davacı ve davalı taraf olduğu halde bir kısım davacılara usulüne uygun olmayan ve hukuksal sonuç doğurmayan kesin mehil verilerek tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirmeden, tapu uygulaması yapılmadan hüküm kurulmuştur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden oluşma nedenleri ile kayıt maliklerini gösterecek biçimde varsa haritaları ile birlikte getirtilmeli, tapu kaydına dayanan tarafın akdi ve irsi ilişkisi belirlenmeli, dayanılan tapu kayıtlarının başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, taşınmazın komşu parsel tutanak ve dayanakları getirtilerek yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız,
yerel ve uzman bilirkişi ile tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde mahallinde keşif yapılmalı, öncelikle aktarılan davanın kapsamı belirlenmeli, sonra da dayanılan tapu kayıtlarının yerel ve uzman bilirkişi eliyle yerine ayrı ayrı uygulanmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen bilinmeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, varsa davacı tapularının yoksa davalının tescil haritasının kapsamları haritasına göre belirlenmeli,
uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri dıştan komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, tapu kayıtlarının örtüşmesi halinde hangi kayda değer verileceği tartışılmalı, kapsam dışında kalmış ise zilyetliğin başlangıcı, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişkiler giderilmeli, irtibatlı dava dosyaları varsa birleştirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, bir kısım davacıların feragatları irdelenmeli, gerçek hak sahibi tespit edilerek Kadastro Kanununun 13, 20, 14,
5 ve 30/2 maddeleri hükmü eşliğinde sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3905, K. 2011/6730, 14 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama