KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3996 E., 2012/920 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
Karar Metni
807 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 14.02.2012 günü belirlenen saatte temyiz eden davacı ... vekili Av.... geldi, gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 123 ada 16, 131 ada 196, 198, 201, 203 ve 136 ada 11, 13, 23 parsel sayılı sırasıyla 12891,13 m², 3211,30 m², 11693,69, 1063,73 m², 701,13 m², 539,02 m², 1756,90 m2 ve 826,49 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, taksim, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 16 sayılı parsel davalı ... ve müşterekleri ile dava dışı ... ...adına diğer parseller ise davalılar ... ve müşterekleri adlarına paylı olarak tespit edilmiştir.
Askı ilan süresinde davacı ... miras yolu ile gelen hakka, taksim ve bağış olmadığına dayanarak miras payı oranında tespitin iptali için ... ve müşterekleri aleyhine dava açmıştır. Mahkemece davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ...’a ait olduğu sağlığında erkek çocukları .... ve ... ...ın taşınmazları taksim ettiklerini, miras bırakanları Hamdi’nin bu duruma rıza gösterdiğinden ...’ın taşınmazları erkek çocuklarına bağışladığı uzun süreli nizasız kullanımın da taksime karine olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma uygulama, hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazların ortak miras bırakanı ...’dan kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık ortak miras bırakan Hamdi’nin sağlığında dava konusu taşınmazları usulüne uygun geçerli bir şekilde bağış yapıp yapmadığı, geçerli bir bağış yok ise ölümünden sonra mirasçılar arasında yöntemine uygun bir şekilde paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Dinlenen mahalli bilirkişinin taraf tanıkları ile tespit tutanağı bilirkişinin beyanına göre Hamdi’nin sağlığında tutanağa göre 1950 yılında tüm taşınmazları erkek çocuklarına bağış yaptığı, Hamdi’nin bilgisi dahilinde erkek çocuklarının taşınmazları kendi aralarında pay edip bu hususa ses çıkarmadığı, Hamdi’nin Zonguldak ilinde çalışmaya gittiğinden Hamdi nam ve hesabına erkek çocuklarının ekip biçtiği hususu açıklığa kavuşmamıştır.
Öncelikle taşınmazı fiilen zilyet eden erkek çocuklarının kendi nam ve hesapları adına mı babaları Hamdi adına mı zilyet ettikleri, Hamdi’nin hangi yılda kimler yanında açık ve net olarak taşınmazları bağışlayıp bağışlamadığının tespiti gerekir.
Şayet geçerli bir bağış yok ise 1974 yılında ölen ...’nin ölümünden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri herhangi bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras hakkından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği yukarıda vurgulanan hukuksal olgular dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, tanık sözleri olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ortak miras bırakanın terekeye dahil dava dışı başka taşınmazların bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve dayanak belgeleri, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra,
mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir bağış ve paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı,
keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken,
sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, bağış ve paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli,
uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3996, K. 2012/920, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama