KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4072 E., 2011/4265 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2011
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masrafları yatırılmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 121 ve 152 parsel sayılı 2780 m2 ve 26540 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu ve vergi kayıtlarına dayanılarak davacı ... ve paydaşları adına tespit edilmiş, davalı ...’in itirazı üzerine Kadastro Komisyonunca 121 ve 152 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tespitine karar verilmiştir.
Davacılar ... ve paydaşları ile davacılar ... ... ve paydaşları Mart 1290 tarih, 9/18, 9/19, 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavülü yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih 2, 3, 4 ve Şubat 1962 tarih 1, 2, 3 sayılı tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacıların davalarının reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve paydaşları ile davacı ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile davanın bu yolla saptanan niteliği dikkate alındığında, davacı tarafın tutunduğu, dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören ve tarif edilen sınır yerlerinin nitelikleri itibari ile değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, bu nedenle kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü özellikle 20/B maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı gibi,
sözü edilen tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsasa bile taşınmazlar üzerinde davalı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin feri nitelikte olmadığı, taşınmaz üzerinde bir insan ömrüne ulaşan süre ile ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet bulunan davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği,
sonradan yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı belirlendiğine göre;
somut olayda davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, davacı tarafın öne sürdüğü iddiaları kanıtlayamadığı gibi, davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamadığı tüm dosya kapsamı ile belirlenmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4072, K. 2011/4265, 23 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama