KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4086 E., 2012/4270 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı ve davalı yararına BOZULMASINA ilişkin olarak daireden verilen 29.03.2011 gün ve 2010/ 8092-2011/1973 E.K. sayılı ilamın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, dosya okundu. Gereği görüşüldü:
1-Davalı tarafın karar düzeltme nedeni olarak öne sürdüğü diğer sebepler düzeltilmesi istenilen daire kararında gerekçesi gösterilmek suretiyle karşılanmıştır. Bu yönlerden daire kararı dosya içeriğine usul ve kanuna uygun bulunmaktadır. Bu nedenle davalı ... Ltd.Şti’nin yerinde görülmeyen ve 1086 sayılı HUMK.un 440. maddesi hükmüne de uygun olmayan diğer sebeplere dayalı karar düzeltme isteğinin REDDİNE,
2-Davalı tarafın bozma ilamının (2) numaralı bendine yönelik karar düzeltme istemine gelince; alacak davalarında davalı olma sıfatı alacağın borçlusuna haksız fiillerde ise zarar sorumlusuna aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, davacı taraf davalının abone olmaksızın kaçak su kullandığının tespit edildiğini öne sürmüş, davalı taraf ise kaçak su tutanaklarının düzenlendiği adreste ticari faaliyetinin olmadığını savunarak husumet itirazında bulunmuştur.
Yargılama sırasında dava konusu tutanakların tutulduğu işletmenin bulunduğu adreste davalı şirketin hangi tarihten beri faaliyette bulunduğu araştırılmamış, bu yönde düzenlenen fen bilirkişi raporunda davalı şirketin adresi belirlenmiş ise de,dava konusu tutanağın tutulduğu adres, açık bir anlatımla tutanak düzenlenen yer, bilirkişi raporuna ekli haritada gösterilmediğinden davadaki husumet sorunu Yargıtay denetimine imkan verir şekilde çözümlenememiştir.
Her ne kadar; keşif mahallinde dinlenen davacı tanıkları tutanağı doğrulamışlar ve davalı tanığı tutanağa konu yerde fide tarımı yaptıklarını belirtmiş ise de temyiz aşamasında dosyaya getirtilen Antalya 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/995 esas 2009/279 karar sayılı dava dosyası içeriği ile taraflar arasında kaçak su kullanımına ilişkin başka tutanak ve davanın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki, görülen davada davalı hakkında hangi tarihte tutulan kaçak su tutanağına dayanıldığı tam olarak anlaşılmamaktadır. Davacı tanığının davalı şirketin ünvanına ilişkin beyanının açık olmaması, davalı tanıklarının 2003 yılından beri seracılık yapıldığını açıklamaları ve özellikle dosya içerisinde bulunan tutanağın 2001 tarihli olduğu ve ...
Tarım hakkında düzenlendiği, davalı şirket hakkındaki istihbarat belgesinin ise 2005 tarihinde düzenlendiği hususları bir arada gözetildiğinde az yukarıda belirtilen davalı savunmasının yeterince araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, öncelikle davacı taraftan dava konusu alacağın hangi tutanağa ilişkin olduğu açıklattırılmalı, tutanak düzenlenen adreste davalının faaliyette bulunup bulunmadığı,
bulunuyor ise faaliyetinin hangi tarihten itibaren başladığı ticaret sicil kayıtları incelenerek belirlenmeli, bu şekilde sağlıklı bir sonuca ulaşılamaması halinde gerekirse yeniden keşif yapılmalı, bu suretle kaçak su kullanma fiilinin kim tarafından işlendiği duraksamasız saptanmalı, öncelikle husumet sorunu çözümlendikten sonra davanın esasına girilmeli ve kaçak su kullanma fiilinin davalı tarafından işlendiğinin tespiti halinde,
davalının yönetmelik gereğince sorumlu tutulabileceği kaçak su miktarı dolayısıyla davacının icra takibi nedeniyle davalıdan istemekte haklı olduğu asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu doğrultuda bir uygulama yapılması gerekirken eksik araştırma ve soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş davacının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4086, K. 2012/4270, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama