KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4739 E., 2012/2203 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2012
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 274 ada 7 parsel sayılı 13805,81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü olduğu tutanağın beyanlar hanesinde belirtilen davalılar ... ... ve paydaşlarının miras bırakanı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur.
Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir. İddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için yapılacak keşfin giderlerinin sağlanması amacıyla kesin önel verilebilmesi için dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi zorunludur.
Bu cümleden olarak tespit maliki ölü ...'un kızı olan davalı ...'un alınan nüfus kaydına göre sağ olmasına rağmen adına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmemiş, dosyada taraf koşulu oluşturulmaksızın ve dosya keşfe hazır hale getirilmeden keşif kararı verilmiştir. Bundan ayrı olarak verilen ara kararında keşif heyetine verilecek ücretler kalem kalem ve ayrıntılı olarak gösterilmediği gibi, keşfin hangi tarihte yapılacağı da tutanağa geçirilmemiştir.
Bu olgular gözetildiğinde mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4739, K. 2012/2203, 27 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama