KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4793 E., 2011/8124 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2011
Karar Metni
635 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 142 ada 43 parsel sayılı 1641,81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar , ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın davalılar adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyet davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmazın güneyinde komşu eylemli biçimde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen 142 ada 47 parsel sayılı taşınmaz bulunduğu dikkate alındığında uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenebilmesi için yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılması zorunludur.
Kural olarak mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılmış olması yada yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmiş olması gerekir. Ne var ki, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 4753 ve 5618 sayılı Yasalar gereğince mera tahsisi yapılıp yapılmadığı İl Özel İdare Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, 4342 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılıp yapılmadığı mülki amirlikten sorulup saptanmalı, sözü edilen yasalar uyarınca bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritası ve eki belgeler getirtilmeli,
bundan sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı yansız yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılarak her iki harita çakıştırılarak yerine uygulanmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, mera tahsisi yapılmamış ise dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte saptanan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli,
öte yandan uzman ziraatçı bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmamış ise tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli,
bir kayıt ve belge esas alınmış ise sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsellerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği yönü üzerinde durulmalı, ayrıca davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4793, K. 2011/8124, 16 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama