KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4820 E., 2012/2390 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2012
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 113 ada 4 parsel sayılı 418,59 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu 113 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ... Yaylası’nın devamı niteliğinde olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 16,25 TL harcın davacı ...’tan alınmasına,
2-Davalı Hazine'nin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince, 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da ../..
2011/4820-2012/2390 S.2
uygulanır” hükmü öngörülmüştür. Bu hükmün içeriğinden de anlaşılacağı üzere, Hazine'nin davacı konumda olduğu hallerde uygulanabilir. Somut olayımızda ise, şahıs davacı, Hazine ise davalı konumundadır.
Hal böyle olunca ve davacı ...’ın davası da reddedildiğine göre, yargılamada kendini vekille temsil ettiren Hazine yararına avukatlık ücreti takdir ve tespit edilmesi gerekirken bu olgunun gözardı edilmesi isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 4. bendinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine “Yargılamada kendini vekille temsil ettiren davalı Hazine lehine 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 31. maddesi uyarınca takdir edilen 500 TL avukatlık ücretinin davacı ...’tan alınarak davalı Hazine'ye verilmesine” sözlerinin yazılmasına,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4820, K. 2012/2390, 2 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama