KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/5338 E., 2012/3303 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2012
Karar Metni
355 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 196 ada 7 parsel sayılı 5907.33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davacı ... ile davalılar ... ve ... ile dava dışı kişiler adına elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre tespit edilmiştir. Davacı ... satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tamamı hakkında dava açmıştır. Mahkemece davanın husumet nedeniyle reddine, taşınmazın elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre komisyon kararında olduğu gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 196 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, davacı ve davalılar ile davada taraf olmayan kişiler adına elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre tespiti yapıldığına göre tespit malikleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu, tamamının davada taraf olmalarının zorunlu olduğu, davacıya verilen kesin süre içinde davada taraf olmayan tespit maliklerini davaya dahil edilmediği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; verilen karar yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriğinde davacı ..., davalılar ... ve ... ile dava dışı kişiler adına elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre tespit yapıldığına göre tespit maliklerinin tamamının davada taraf olarak yer alması gerekir.
Mahkemece davacıya bu hususta kesin süre verilemeyeceği gibi esasen verilen sürenin dahi usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacı tarafından 28.07.2010 tarihli dilekçe ile taraf olmayan tespit malikleri ve mirasçılarının isimlerinin mahkemeye bildirildiği halde adreslerinin bildirilmediği gerekçesiyle kesin sürenin yerine getirilmediğinin kabulü usul ekonomisiyle dahi bağdaşmamaktadır.
O halde mahkemece öncelikle davacı ve davalılar dışındaki tespit maliklerinin nüfus kayıtları getirtilerek adlarına, ölmüşler ise tüm mirasçılarının mernis adreslerine yöntemine uygun şekilde duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/5338, K. 2012/3303, 9 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama