KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/5378 E., 2012/3008 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 15.620 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Kadastro sırasında dava konusu 164 ada 16, 169 ada 13, 171 ada 5 ve 172 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 20527,73 m², 166,83 m², 6526,82 m², 11438,66 m² yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak eşit paylar ile davacı ... ve davalı ... adına tespit edilmiş, itiraz üzerine kadastro komisyonunca davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 164 ada 16 parsel sayılı taşınmazın davacının tutunduğu ve tespite esas alınan 05.12.1978 tarih ve 11 sayılı, dava konusu 169 ada 13, 171 ada 5 ve 172 ada 5 parsel sayılı taşınmazların ise 05.12.1978 tarih ve 12 sayılı tapu kayıtları ile tedavülleri kapsamında kaldığı, dava konusu taşınmazlar öncesinde davacı ve davalının kök miras bırakanlarına ait iken bilinmeyen bir zamana tekabül eden dönemde yani çok uzun yıllar önce miras bırakanları tarafından taksim edildikleri, yapılan taksim sonunda taşınmazların davalı tarafa isabet ettiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazların, tespitlerine esas alınan ve aynı sicilden gelen 05.12.1978 tarih ve 11 ve 12 sayılı tapu kayıtları ile bu tapu kayıtlarının tedavülleri kapsamında kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı gibi bu husus mahkemenin de kabulündedir. Somut olayda ihtilaf bölgede tapulu taşınmazların örf, adet gereği "kayden paylı, arzen müstakil" olarak kullanılması nedeniyle davacı payına hangi taşınmazların isabet ettiği konusunda toplanmaktadır. Ne var ki, mahkemece davacının payına isabet eden taşınmazlar belirlenmeden hüküm kurulmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/5378, K. 2012/3008, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama