KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/5459 E., 2011/6387 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2011
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 317 ada 5 parsel sayılı 513,44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka dayanarak, davacı ... ise Mart 1290 tarih 9/18, 9/19 ve 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavül yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih 2, 3, 4 ve Şubat 1962 tarih 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacı ...'in davasının reddine, davacı ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan ... ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında, davacı ...'in tutunduğu, dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı,
bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi, 4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında, davalı tarafın taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı,
davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının da gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller ile Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir. Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddiaları ve davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davacı ...'in davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, adı geçen davacı ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 6.85 TL harcın davacı ...'ten alınmasına,
2-Davalı ...'ın temyiz itirazlarına gelince;
Dava ve temyize konu 317 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacılar ... ve arkadaşları ile davalıların bayii ...'ın ortak miras bırakanları Musa Tarım'dan kalmadığı, taşınmazın davalıların bayii ... tarafından 1948 yılında 3. kişi olan ... ...'den satın alındığı, taşınmaz üzerinde davalı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının da gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/5459, K. 2011/6387, 26 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama