KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/5836 E., 2012/4731 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2012
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 160 ada 72 parsel sayılı 63.450,91 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece verilen kesin süreye rağmen süresinde keşif avansının yatırılmaması nedeniyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre somut olayda kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Kural olarak; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmünün bir davada uygulanabilmesi için kanıtlama yükümlülüğünün keşif giderlerini karşılamak üzere kendisine önel verilen gerçek ya da tüzel kişiye ait olmalı, uyuşmazlığın çözümü taşınmaz başında keşif yapılmasını zorunlu kılmalı, ilgilinin kendisine verilen makul önel ya da koşullarının varlığı halinde verilen kesin önel içerisinde özrü olmaksızın keşif giderlerini yöntemine uygun biçimde mahkeme veznesine depo etmemiş olması gerekir.
Mahkemece, davacı tarafa keşif gününden bir gün öncesine kadar keşif avansını mahkeme veznesine depo edilmesi için kesin süre verilmiş, verilen sürenin son günü ile keşif günü arasındaki süre dikkate alındığında tanıklar, yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiyelerin süresinin yetersiz bulunduğu anlaşıldığı gibi, mahkeme heyetine ait ücret gösterilmemiş, yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler, fen ve ziraat bilirkişileri için davetiye gideri hesaplanmamıştır. Bu olgular gözetildiğinde dosyanın keşfe hazır hale getirilmeden mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önelin sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/5836, K. 2012/4731, 18 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama