KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6050 E., 2012/2972 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
Karar Metni
389 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 106 ada 97 parsel sayılı taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 1/2 pay ile davacı ... ve davalı ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 106 ada 97 parsel sayılı taşınmazın kendi adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 106 ada 97 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul hükümlerine uygun değildir.
HUMK.nun 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel hukuk kuralına göre, hakim tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez. Bu nedenledir ki, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanmasını göstermek üzere çıkarılan Tebligat Tüzüğü tamamen şekli ve emredici hükümler içermektedir. Tebligatın usulüne uygun biçimde yapıldığı ve tarihi ancak tebliğ belgesi ile kanıtlanabilir.
Geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için anılan kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntısına kadar uygulanması ve uygulandığının tebliğ tutanağında belgelendirilmesi zorunludur. Tebligatın kanun ve tüzükte belirtilen usule aykırı olarak yapılması halinde aynı Kanunun 32. maddesi hükmüne göre muhatabın öğrendiği tarihin tebliğ tarihi sayılması gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, dava dilekçesi cezaevinde hükümlü iken davalıya tebliğ edilmiş, davalı hükümlü ...'e vasi atanıp atanmadığı belirlenmeden ve vasi çağrılmadan taraf koşulu oluşturulmadan hüküm kurulmuştur. Davalı tahliye olduktan sonra duruşma günü yeniden tebliğ edilmemiştir. Bu şekilde yapılan tebligatın kanun ve tüzüğe uygun olduğundan, bir başka deyişle taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Öte yandan davalı yargılamanın hiçbir oturumuna katılmamıştır. Savunma hakkı kısıtlanarak hüküm verilemez.
O halde, mahkemece öncelikle davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma oturum günü usulüne uygun olarak tebliğ edilmeli, temyiz dilekçesi içeriğindeki savunmaları da dikkate alınarak davaya karşı diyecekleri, varsa delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6050, K. 2012/2972, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama